<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom">
	<title type="html"><![CDATA[Sessiz Bilgi — Rüya Görme Sanatı]]></title>
	<link rel="self" href="https://www.sessizbilgi.com/feed/atom/forum/21" />
	<updated>2020-05-13T01:23:52Z</updated>
	<generator>PunBB</generator>
	<id>https://www.sessizbilgi.com/</id>
		<entry>
			<title type="html"><![CDATA[13 - Niyetin Kanatlarında Uçmak]]></title>
			<link rel="alternate" href="https://www.sessizbilgi.com/topic/229/13-niyetin-kanatlarinda-ucmak/new/posts/" />
			<summary type="html"><![CDATA[<p>&quot;Gayret et, nagual,&quot; diye zorluyordu, bir kadın sesi. &quot;Batma. Yüksel, yüksel. Rüya görme tekniklerini kullan!&quot; Zihnim çalışmaya başladı. İngilizce konuşan birinin sesi olduğunu düşündüm, ve bir de, eğer rüya görme tekniklerini kullanacaksam, kendime erke sağlamak için bir hareket noktası bulmam gerektiğini düşündüm.<br />Ses, &quot;Gözlerini aç,&quot; dedi. &quot;Hemen aç. Gördüğün ilk şeyi hareket noktası olarak kullan.&quot;<br />Çok büyük bir çaba harcayarak gözlerimi açtım. Ağaçlar ve mavi gökyüzünü gördüm. Gündüzdü! Hayal meyal bir yüz beni süzmekteydi. Ama gözlerimi odaklayamıyordum. Bana bakanın kilisedeki kadın olduğunu sandım.<br />&quot;Yüzümü kullan,&quot; dedi ses. Tanıdık bir sesti; ama çıkaramıyordum. Ses, &quot;Yüzümü temel al; sonra her şeye bak,&quot; diye devam etti.<br />Kulaklarım açılıyordu, gözlerim de. Kadının yüzüne baktım, sonra parktaki ağaçlara, dövme demirden yapılmış banka, yürüyen insanlara ve sonra tekrar onun yüzüne.<br />Ona her sabit bakışımda yüzünün değiştiği gerçeğine karşın, denetimimi az da olsa kazanmaya başlamıştım. Melekelerime daha fazla kavuşunca, bankın üzerinde bir kadının oturduğunu fark ettim; başım onun kucağındaydı. Ve o kilisedeki kadın değil, Carol Tiggs&#039;di.<br />&quot;Ne yapıyorsun burada?&quot; diye nefes nefese sordum.<br />Korkum ve şaşkınlığım öyle yoğundu ki fırlayıp kaçmak istiyordum, ama zihinsel bilincim bedenime hiç hükmedemiyordu. Acı dolu dakikalar boyunca umutsuzca kalkmaya çabaladım, ama yapamadım. Çevremdeki dünya hâlâ rüya olduğunu düşünemeyeceğim kadar berraktı; ancak devinim yeteneğim öyle zayıflamıştı ki bunun gerçekten bir rüya olduğundan kuşkulanıyordum. Üstelik Carol&#039;un varlığı çok beklenmedik olmuştu; bunu doğrulayacak hiçbir ön olay yoktu.<br />Dikkatle, istencimi kullanarak kalkmayı denedim, daha önce rüya görürken yüzlerce kez yaptığım gibi; ama hiçbir şey olmadı. Eğer nesnel olmam gerekiyor idiyse, işte şimdi zamanıydı. Becerebildiğim kadar dikkatle, görüş alanımdaki her şeye bakmaya başladım; önce tek gözümle. Aynı süreci öteki gözümle de tekrarladım. İki gözümdeki görüntünün birbiriyle tutarlılığını, günlük yaşamın ortak gerçekliğinde olduğumun belirtisi olarak yorumladım.<br />Sonra, Carol&#039;u inceledim. O anda kollarımı oynatabildiğimi fark etmiştim. Gerçekten felç olan sadece gövdemin alt kısmıydı. Carol&#039;un yüzüne ve ellerine dokundum; ona sarıldım. Katı idi, ve inanıyordum ki gerçek Carol Tiggs&#039;di. Son derece ferahladım, çünkü bir an onun Carol&#039;un kimliğine bürünmüş ölüme meydan okuyan olduğuna dair karanlık bir kuşkuya kapılmıştım.<br />Carol, bankta doğrulmama büyük bir özenle yardımcı oldu. Sırtüstü yayılmıştım; yarı bankta, yarı yerde. Sonra tümüyle olağandışı bir şey fark ettim. Soluk mavi bir Levi&#039;s ve eskimiş kahverengi deri çizmeler giyiyordum. Üzerimde de bir Levi&#039;s ceket ve kot kumaşından bir gömlek vardı.<br />&quot;Dur bir dakika,&quot; dedim Carol&#039;a. &quot;Bana bak! Bunlar benim giysilerim mi? Ben kendim miyim?&quot;<br />Carol güldü ve omuzlarımdan tutup sarstı beni; omuzdaşlık, erkeksilik ifadesi olarak ve gruptaki çocuklardan biri olduğunu vurgulamak için hep yaptığı gibi.<br />&quot;Senin güzeller güzeli aslına bakıyorum,&quot; dedi, o zorlama, komik, tiz erkek sesini çıkararak. &quot;Vay anam vay, başka kim olabilir ki?&quot;<br />&quot;Ben hangi cehennemden Levi&#039;s ve çizme bulup giymiş olabilirim?&quot; diye üsteledim. &quot;Böyle şeylerim yok benim.&quot;<br />&quot;Giydiklerin benim giysilerim. Seni çıplak buldum!&quot;<br />&quot;Nerede? Ne zaman?&quot;<br />&quot;Kilisenin orada, bir saat önce. Meydana gelmiştim, seni aramak için. Seni bulabilir miyim diye nagual beni gönderdi. Giysileri getirmiştim, gerekirse diye.&quot;<br />Ortalıkta giysilerim olmadan dolaşmış olmaktan dolayı kendimi korkunç incinmiş ve utanmış hissettiğimi söyledim ona.<br />&quot;Çok garip ama, ortalıkta kimse yoktu,&quot; diye güvence verdi, ama sadece rahatsızlığımı gidermek için böyle konuştuğunu hissettim. Şakacı gülüşü bana öyle söylüyordu.<br />&quot;Dün gecenin tümü, belki de daha uzun bir zaman, ölüme meydan okuyan ile birlikte olmuş olmalıyım,&quot; dedim. &quot;Bugün günlerden ne?&quot;<br />&quot;Günleri boş ver,&quot; dedi gülerek. &quot;Kendini toparladığında, günleri kendin sayarsın.&quot;<br />&quot;Benimle dalga geçme, Carol Tiggs. Bugün günlerden ne?&quot; Sesim bozuk, dolambaçsız bir sertlikle çıkıyordu; bana ait değil gibiydi.<br />&quot;Büyük yortudan bir sonraki gün,&quot; dedi ve omzuma hafifçe vurdu. &quot;Dün geceden beri hepimiz seni arıyorduk.&quot;<br />&quot;Ama benim burada ne işim var?&quot;<br />&quot;Meydanın karşısındaki otele götürdüm seni. Nagualın evine kadar taşıyamazdım, birkaç dakika önce de odadan kaçtın; ve kendimizi burda bulduk.&quot;<br />&quot;Niye nagualdan yardım istemedin?&quot;<br />&quot;Çünkü bu yalnızca seninle beni ilgilendiren bir mesele. İkimizin birlikte çözmesi gerekiyor.&quot;<br />Bu beni susturmuştu. Carol&#039;un söyledikleri son derece mantıklı gelmişti bana. Ona son bir mızmız soru daha sordum.<br />&quot;Beni bulduğunda ne dedim?&quot;<br />&quot;Öyle derin bir şekilde ve öyle uzun süre ikinci dikkatte kalmışsın ki daha tam aklın başında değilmiş. Tek yapmak istediğin uyumaktı.&quot;<br />&quot;Hareket yeteneğimi ne zaman yitirdim?&quot;<br />&quot;Sadece bir dakika önce. Tekrar kazanacaksın. Sen kendin bunun oldukça normal olduğunu biliyorsun; ikinci dikkate girip hatırı sayılır bir erke sarsıntısına uğrarsan, dilinin ya da kolunun bacağının denetimini yitirirsin.&quot;<br />&quot;Ya sen peltekliğini ne zaman yitirdin, Carol?&quot;</p>]]></summary>
			<author>
				<name><![CDATA[sonsuz]]></name>
				<uri>https://www.sessizbilgi.com/user/2/</uri>
			</author>
			<updated>2020-05-13T01:23:52Z</updated>
			<id>https://www.sessizbilgi.com/topic/229/13-niyetin-kanatlarinda-ucmak/new/posts/</id>
		</entry>
		<entry>
			<title type="html"><![CDATA[12 - Kilisedeki Kadın]]></title>
			<link rel="alternate" href="https://www.sessizbilgi.com/topic/228/12-kilisedeki-kadin/new/posts/" />
			<summary type="html"><![CDATA[<p>Don Juan&#039;la sessizlik içinde oturduk. Sorularım tükenmişti, o da bana uygun olan her şeyi söylemiş gibi görünüyordu. Saat yediden geç olamazdı, ama meydan olağandışı biçimde boşalmıştı. Ilık bir geceydi. O kasabada insanlar genellikle gece ona ya da on bire kadar meydanda dolaşırlardı.<br />Bana olanları birkaç dakikada yeniden gözden geçirdim. Don Juan&#039;la birlikteki zamanım sona eriyordu. O ve grubu, büyücülerin bu dünyayı terk etme ve düşünülemeyecek boyutlara girme hayalini gerçekleştireceklerdi. Rüya görmedeki sınırlı başarımı temel aldığımda, işlemlerini hayali değil, fazlasıyla ciddi buluyordum; mantığa aykırı da olsalar. Bilinmeyeni algılama arayışı içindeydiler, ve bunu başarmışlardı.<br />Don Juan, rüya görmenin birleşim noktasında dizgesel bir yer değiştirmeyi başlatarak algılanabileceklerin alanını genişlettiğini, ve böylelikle algıyı özgürlüğe kavuşturduğunu söylemekte haklıydı. Grubunun büyücüleri için rüya görmek, algılanabilecek diğer dünyaların kapılarını açmakla kalmamış, onları bu âlemlere tam bilinçlilikle girmeleri için hazırlamıştı. Onlar için rüya görmek sözlerle anlatılamayacak eşsiz bir şey haline gelmişti, doğası ve kapsamından ancak dolaylı biçimde bahsedilebilecek bir şey; don Juan&#039;ın ondan evrenin ışığına ve karanlığına açılan kapı olarak sözünü ettiğinde olduğu gibi.<br />Onlar için çözüm bekleyen tek bir şey kalmıştı: benim ölüme meydan okuyan ile karşılaşmam. Don Juan&#039;ın beni önceden haberdar etmediğine ve kendimi daha iyi hazırlayamadığıma hayıflanıyordum. Fakat o her şeye hiçbir uyarı yapmaksızın, hazırlıksız girişen bir nagualdı.<br />Parkta don Juan&#039;la oturup olayların gelişmesini beklerken, bir an için iyi idare ediyor gibiydim. Ama sonra duygusal dengem inişe geçti; ve göz açıp kapayana dek, karanlık bir umutsuzluğun dibini boyladım. Güvenliğim, amaçlarım, dünyadaki umutlarım, kaygılarım ile ilgili küçük hesaplı düşünceler tarafından saldırıya uğramıştım. Bununla birlikte, inceleyince tek gerçek kaygımın olasılıkla don Juan&#039;ın dünyasındaki üç yoldaşıma ilişkin olduğunu kabullenmem gerekiyordu. Üstelik, iyice düşündüğümde aslında bu bile çok tasa vermiyordu bana. Don Juan onlara ne yapacaklarını daima bilen kadın büyücüler olmayı öğretmişti; ve daha da önemlisi, bildikleriyle ne yapmaları gerektiğini de her zaman bilecek şekilde hazırlamıştı onları.<br />Keder duymak için bütün olası dünyasal nedenler uzun süre önce üzerimden sıyrılmıştı; bana kalan yalnızca kendim için dertlenmekti. Ve utanmadan kendimi buna kaptırdım. Yol boyu son bir düşkünlük daha: ölüme meydan okuyanın ellerinde ölme korkusu. Öyle korkmaya başladım ki midem altüst oldu. Özür dilemeye çalıştım, ama don Juan gülüyordu.<br />&quot;Korkudan dağıtma konusunda hiçbi şekilde tek değilsin,&quot; dedi. &quot;Ben ölüme meydan okuyan ile karşılaştığımda korkudan altımı ıslatmıştım. İnan bana.&quot;</p>]]></summary>
			<author>
				<name><![CDATA[sonsuz]]></name>
				<uri>https://www.sessizbilgi.com/user/2/</uri>
			</author>
			<updated>2020-05-13T01:19:59Z</updated>
			<id>https://www.sessizbilgi.com/topic/228/12-kilisedeki-kadin/new/posts/</id>
		</entry>
		<entry>
			<title type="html"><![CDATA[11 – Kiracı]]></title>
			<link rel="alternate" href="https://www.sessizbilgi.com/topic/227/11-kiraci/new/posts/" />
			<summary type="html"><![CDATA[<p>Alışık olduğum rüya görme uygulamaları artık bitmişti benim için. Don Juan&#039;ı bir sonraki görüşümde, beni grubundaki iki kadının kılavuzluğu altına soktu; en yakın yoldaşları Florinda ve Zuleica idi bu kadınlar. Yönergeleri rüya görme kapıları hakkında değil, erke bedenini değişik biçimlerde kullanma yolları ile ilgiliydi; ve etkili olacak kadar uzun sürmedi. Bana herhangi bir şey öğretmekten çok, beni denetlemekle ilgilendikleri izlenimine kapılmıştım.<br />&quot;Benim sana rüya görmekle ilgili olarak öğretebileceğim başka bi şey yok,&quot; dedi don Juan, işlerin bu durumunu ona sorduğumda. &quot;Benim dünyadaki zamanım doldu. Ama Florinda kalacak. Yönetecek olan odur; yalnız seni değil, bütün diğer çömezleri de.&quot;<br />&quot;Rüya görme uygulamalarımı devam ettirecek mi?&quot;<br />&quot;Bunu bilemem, o da bilemez. Bu tümüyle tine bağlı. Asıl oyuncuya. Bizler oyuncu değiliz. Biz daha çok onun elindeki piyonlarız. Tinin buyruklarını izleyerek, sana rüya görmenin dördüncü kapısının ne olduğunu anlatmalıyım, sana bundan sonra kılavuzluk edemesem de.&quot;<br />&quot;İştahımı kabartmanın ne anlamı var? Bilmemeyi yeğlerim.&quot;<br />&quot;Tin bunu senin veya benim kararıma bırakmıyor. Sana dördüncü rüya görme kapısının ana hatlarını vermeliyim, hoşlansan da, hoşlanmasan da.&quot;<br />Don Juan&#039;ın açıklamasına göre, dördüncü rüya görme kapısında erke bedeni belirli, somut yerlere yolculuk ederdi, ve dördüncü kapıyı kullanmanın üç yolu vardı: bir, bu dünyadaki somut yerlere yolculuk etmek; iki, bu dünyanın dışındaki somut yerlere yolculuk etmek; ve üç, yalnızca başkalarının niyetlerinde var olan yerlere yolculuk etmek. En sonuncusunun, üçünün en zoru ve tehlikelisi olduğunu, ve büyük bir farkla eski büyücülerin özel tutkusu olduğunu söyledi.<br />&quot;Bu bilgiyle ne yapmamı istiyorsun?&quot; diye sordum.<br />&quot;Şimdilik hiçbi şey. Gereksinmen olana dek dosyalayıp kaldır.&quot;<br />&quot;Dördüncü kapıyı tek başıma, yardımsız geçeceğimi mi söylemek istiyorsun?&quot;<br />&quot;Bunu yapıp yapamaman tine bağlı.&quot;<br />Konuyu birdenbire kapattı, ama bende dördüncü kapıya tek başıma ulaşıp onu geçmeye çalışmam gerektiği gibi bir duyum bırakmamıştı.<br />Don Juan sonra bana son bir randevu verdi, dediğine göre büyücülerin uğurlama töreni için: rüya görme uygulamalarımın sonuçlandırıcı darbesi. Bana büyücü yoldaşlarıyla birlikte yaşadığı küçük güney Meksika kasabasında kendisiyle buluşmamı söyledi.</p>]]></summary>
			<author>
				<name><![CDATA[sonsuz]]></name>
				<uri>https://www.sessizbilgi.com/user/2/</uri>
			</author>
			<updated>2020-05-13T01:17:20Z</updated>
			<id>https://www.sessizbilgi.com/topic/227/11-kiraci/new/posts/</id>
		</entry>
		<entry>
			<title type="html"><![CDATA[10 - İz Sürücülerin İzini Sürmek]]></title>
			<link rel="alternate" href="https://www.sessizbilgi.com/topic/226/10-iz-suruculerin-izini-surmek/new/posts/" />
			<summary type="html"><![CDATA[<p>Eve dönüşte, sorularıma yanıtlar bulmamın olanaksızlığını anlamam uzun sürmedi. Aslında sorularımı biçimlendiremiyordum bile. Bunun nedeni belki de ikinci dikkatin sınırlarının çökmeye başlamış olmasıydı; çünkü o dönem Florinda Grau ve Carol Tiggs ile günlük yaşamımın dünyasında karşılaştığım zamana rastlıyordu. Onları hiç tanımazken aynı zamanda onlar için anında ölüme gidebilecek kadar da yakından tanıyor olmamın şaşkınlığı beni hırpalıyordu. Taisha Abelar ile birkaç yıl önce karşılaşmıştım; ve nasıl olduğu hakkında en ufak bir fikrim olmadan onu tanıyor olmamın altüst edici duyumuna daha yeni alışıyordum. Aşırı yüklenmiş sistemime iki kişi daha eklemek bana çok fazla geldi. Bitkinlikten hastalandım ve don Juan&#039;ın yardımını istemem gerekti. O ve yoldaşlarının yaşadığı güney Meksika kasabasına gittim.<br />Don Juan ve büyücü arkadaşları, sıkıntılarımdan biraz daha söz etmeye başladığımda kahkahalarla güldüler. Don Juan onların aslında bana değil, kendilerine güldüklerini açıkladı. İdrak sorunlarım, ikinci dikkatlerinin sınırları çöktüğünde tıpkı bana olanlara benzeyen kendi yaşadıklarını anımsatmıştı onlara. Don Juan onların bilinçliliklerinin de benimki gibi hazırlıksız yakalandığını söyledi.<br />&quot;Her büyücü aynı acılardan geçer,&quot; diye devam etti. &quot;Büyücüler, ve genel anlamda insanlar için, bilinçlilik sonsuz bi keşif alanıdır. Bilinçliliği arttırmak için almayacağımız hiçbi risk, reddedeceğimiz hiçbi yol olmamalıdır. Bununla birlikte, bilinçliliğin yalnızca sağlam zihinde çoğaltılabileceğini aklından çıkarma.&quot;<br />Sonra, don Juan zamanının sona ermekte olduğunu, ve o ayrılmadan önce yapabildiğimce çok yol almam için olanaklarımı akıllıca kullanmam gerektiğini tekrarladı. Bu tip konuşmalar bende hep derin bir hüzün yaratırdı önceleri. Ama ayrılışının zamanı yaklaştıkça, daha bir teslimiyetle davranmaya başlamıştım. Artık hüzün duymuyordum; ama hâlâ panik içindeydim.<br />Ondan sonra başka bir şey konuşulmadı. Ertesi gün, isteği üzerine don Juan&#039;ı arabayla Mexico City&#039;e götürdüm. Öğle saatlerinde vardık ve doğruca kente her gelişinde kaldığı yere, Paseo Alameda&#039;daki Prado Oteline gittik. Don Juan&#039;ın o gün öğleden sonra dörtte bir avukatla randevusu vardı. Çok zamanımız olduğundan, ünlü Cafe Tacuba&#039;da yemeğe gittik; gerçek yemeklerin sunulduğu iddia edilen, kentin göbeğindeki bir lokantaydı burası.<br />Don Juan aç değildi. Yalnızca iki tane tamale ısmarladı, bense mükellef bir ziyafeti gövdeye indirdim. Bana güldü ve sağlıklı iştahıma dair sessiz çaresizlik hareketleri yaptı.<br />“Senin için bi eylem planı önereceğim,&quot; dedi kısaca kuru bir ses tonuyla, yemeğimizi bitirdiğimizde. &quot;Üçüncü rüya görme kapısının son görevi bu, ve iz sürücülerin izini sürmekten oluşuyor; son derece gizemli bi manevra. İz sürücülerin izini sürmek, bi büyücülük ustalığı gerçekleştirmek için organik olmayan varlıkların âleminden amaçlı olarak erke çekmek demektir.&quot;<br />&quot;Ne tür bir büyücülük ustalığı, don Juan?&quot;<br />&quot;Bi yolculuk; bilinçliliği doğal çevrenin bi öğesi olarak kullanan bi yolculuk,&quot; diye açıkladı. &quot;Gündelik yaşamımızın dünyasında su, yolculuk etmek için kullandığımız bi doğal çevre öğesi. Bilinçliliği, yolculuk etmek için kullanılabilecek benzer bi öğe olarak hayal et. Bilinçliliğin ortamı yoluyla evrenin her tarafından öncüler bize gelir, ya da tam tersi; bilinçlilik aracılığıyla büyücüler evrenin uç noktalarına giderler.&quot;<br />Öğretileri sürecinde don Juan&#039;ın benim farkına varmamı sağladığı kavramlar kalabalığı içinde bazıları vardı ki, hiç dil dökmesine gerek kalmadan tüm ilgimi üzerinde topluyordu. Bu, onlardan biriydi.<br />&quot;Bilinçliliğin fiziksel bir öğe olması devrimci bir fikir,&quot; dedim huşu içinde.<br />&quot;Fiziksel bi öğe olduğunu söylemedim,&quot; diye düzeltti beni. &quot;O erkesel bi öğe. Bu ayrımı yapmak zorundasın. Gören büyücüler için bilinçlilik bi pırıltıdır. Erke bedenlerini o pırıltıya tutturabilir ve onunla gidebilirler.&quot;<br />&quot;Fiziksel ve erkesel öğelerin farkı ne?&quot; diye sordum.<br />&quot;Fark şurada; fiziksel öğeler, yorumlama dizgemizin parçaları, ama erkesel öğeler değil. Bilinçlilik gibi erkesel öğeler evrenimizde mevcuttur. Ama biz sıradan insanlar olarak yalnızca fiziksel öğeleri algılarız; çünkü bize öyle öğretilmiştir. Büyücüler erkesel öğeleri aynı nedenden ötürü algılarlar; onlara öyle öğretildiği için.&quot;<br />Don Juan&#039;ın açıklamasına göre, bilinçliliği doğal çevremizin bir öğesi olarak kullanmak büyücülüğün özüydü: eylemsel açıdan büyücülüğün yörüngesi, ilk önce, büyücülerin yolunu kusursuz biçimde izleyerek içimizde var olan erkeyi özgür kılmak; ikinci olarak rüya görme yoluyla erke bedenimizi güçlendirmek için bu erkeyi kullanmak; ve üçüncü olarak da, erke bedenimiz ve bütün fizikselliğimizle başka dünyalara girmek için bilinçliliği doğal çevremizin bir öğesi olarak kullanmaktı.<br />&quot;Başka dünyalara iki tür erke yolculuğu vardır,&quot; diye devam etti. &quot;Birinde, bilinçlilik büyücünün erke bedenini alıp nereye isterse götürür; ötekindeyse, yolculuk yapmak için bilinçlilik yolunu kullanmaya, yaptığının tam bilincinde olarak, büyücünün kendisi karar verir. Birinci türden yolculuğu yapmıştın. İkincisi çok büyük disiplin ister.&quot;<br />Uzun bir sessizlikten sonra, don Juan, büyücülerin yaşamında ustalıklı bir yönetim gerektiren meseleler bulunduğunu, ve erke bedenine açık bir öğe olarak bilinçlilikle uğraşmanın, bunların en önemlisi, yaşamsalı ve tehlikelisi olduğunu söyledi.</p>]]></summary>
			<author>
				<name><![CDATA[sonsuz]]></name>
				<uri>https://www.sessizbilgi.com/user/2/</uri>
			</author>
			<updated>2020-05-13T01:15:34Z</updated>
			<id>https://www.sessizbilgi.com/topic/226/10-iz-suruculerin-izini-surmek/new/posts/</id>
		</entry>
		<entry>
			<title type="html"><![CDATA[9 - Yeni Keşif Alanı]]></title>
			<link rel="alternate" href="https://www.sessizbilgi.com/topic/225/9-yeni-kesif-alani/new/posts/" />
			<summary type="html"><![CDATA[<p>Don Juan rüyada görmek için yalnızca görmeye niyetlenmenin yetmeyeceğini, aynı zamanda niyetimi yüksek sesle sözcüklere dökmem gerektiğini anlattı. Açıklamayı reddettiği nedenler yüzünden, yüksek sesle konuşmam gerektiği konusunda ısrar ediyordu. Aynı sonuca ulaşmak için başka yolların da olduğunu teslim ediyor; ama kişinin niyetini seslendirmesinin en basit ve dolaysız yol olduğunu ileri sürüyordu.<br />Görme niyetimi ilk kez sözcüklere döktüğümde, rüyamda bir kilise pazarındaydım. Öyle çok eşya vardı ki, hangisine sabit bakacağıma karar veremiyordum. Bir köşede duran dikkat çekici, dev gibi bir vazo karar vermemi sağlamıştı. Ona sabit baktım, görme niyetimi seslendirerek. Vazo bir an görüş alanımda kaldı, sonra başka bir nesneye dönüştü.<br />O rüyada elimden geldiğince çok şeye sabit baktım. Görme niyetimi seslendirdikten sonra, seçtiğim her parça ya gözden kayboluyor, ya da başka bir şeye dönüşüyordu, daha önceki rüya görme uygulamalarımda hep olduğu gibi. Rüya görme dikkatim en sonunda tükendi, ve büyük bir düş kırıklığıyla uyandım, nerdeyse öfkeliydim.<br />Aylar boyunca, sürekli olarak rüyalarımda yüzlerce nesneye sabit bakıp görme niyetimi dikkatle seslendirdim, ama hiçbir şey olmadı. Beklemekten yorulup, don Juan&#039;a sormak zorunda kaldım, sonunda.<br />&quot;Sabırlı olman gerekiyor. Olağanüstü bi şey yapmayı öğreniyorsun,&quot; dedi. Rüyalarında görmeye niyetlenmeyi öğreniyorsun. Günün birinde niyetini seslendirmene gereksinimin kalmayacak; sadece arzulayacaksın, sessizce.&quot;<br />&quot;Sanırım yapmakta olduğum şeyin işlevini anlamadım,&quot; dedim. &quot;Görme niyetimi bağırdığım zaman hiçbir şey olmuyor. Bu ne demek?&quot;<br />&quot;Şimdiye kadar gördüklerin sıradan rüyalarmış demek, hayal yansıtmalarmış; yalnızca rüya görme dikkatinde yaşam bulan imgelermiş.&quot;<br />Sabit bakışımı odakladığım nesnelere tam olarak ne olduğunu öğrenmek istedi. Gözden kaybolduklarını ya da şekil değiştirdiklerini, hatta sonuçta rüyalarımı değiştiren girdaplar bile oluşturduklarını söyledim.<br />&quot;Bütün rüya görme uygulamalarımda aynı şey oldu,&quot; dedim. &quot;Sıradan olmayan tek şey rüyalarımda bağırmayı öğrenmem, hem de avazım çıktığı kadar.&quot;<br />Son cümlem don Juan&#039;ı gerçek bir kahkaha nöbetine soktu; bunu şaşırtıcı bulmuştum. Söylediğimde komik bir yan bulamıyordum, tepkisinin nedenini de anlamamıştım.<br />&quot;Günün birinde bütün bunların ne denli eğlenceli olduğunu takdir edeceksin,&quot; dedi, sessiz protestoma bir yanıt olarak. &quot;Bu arada, teslim olma, cesaretini de kırma. Denemeye devam et. Eninde sonunda doğru notaya basacaksın.&quot;<br />Her zaman olduğu gibi haklıydı. Birkaç ay sonra tam on ikiden vurdum. Son derece olağandışı bir rüya görüyordum. Organik olmayan varlıkların dünyasından bir öncü ile başlamıştı. Öncüler de rüya elçisi gibi rüyalarımdan garip biçimde kaybolmuşlardı. Onların yokluğunu hissetmiş ya da kayboluşlarına kafa yormuş değildim. Aslında onlar olmadan öyle rahattım ki, don Juan&#039;a yokluklarını sormak aklıma bile gelmemişti.<br />O rüyada öncü başlangıçta bir çekmecenin arkasına sıkışmış bulduğum dev boyutlu sarı bir topazdı. Görme niyetimi seslendirdiğim anda, topaz cızırdayan bir erke kabarcığına dönüşüverdi. Dayanamayıp onu izleyeceğimden korkarak, sabit bakışımı öncüden uzağa çevirdim ve tropikal balıklarla dolu bir akvaryuma odakladım. Görme niyetimi seslendirdim ve müthiş bir sürprizle karşılaştım. Akvaryum loş, yeşilimsi bir ışıltı yayıyordu ve bu parlaklık büyük, sürrealist bir mücevherli kadın portresine dönüşmüştü. Görme niyetimi söylediğimde aynı ışıltı portreden de yayıldı.<br />O ışıltıya sabit bakarken tüm rüya değişti. Bana tanıdık gelen bir kentin sokaklarında yürüyordum az sonra; Tucson olabilirdi bu kent. Bir dükkanın vitrininde sergilenen kadın giysilerine sabit baktım ve görme niyetimi seslendirdim. O anda, en göze çarpıcı şekilde yerleştirilmiş bir siyah manken parlamaya başladı. Sonra vitrini düzenlemek için gelen satıcı kadına sabit baktım. O da bana baktı. Niyetimi seslendirince, parladığını gördüm. Öyle harikaydı ki, görkemli ışıltısının içinde bir ayrıntının beni kapana kıstıracağından korkmuştum, fakat ben rüya görme dikkatimin tümünü onun üzerine odaklayacak zaman bulamadan kadın dükkânın içine girdi. Onu içerde izlemeye kesinlikle niyetlenmiştim, ama rüya görme dikkatim devinen bir parlaklığa takıldı. Bu ışıltı bana doğru saldırdı; nefret doluydu. Tiksinti ve acımasızlık vardı içinde. Geriye sıçradım. Işıltının hamlesi durdu; siyah bir madde beni yuttu, ve uyandım.</p>]]></summary>
			<author>
				<name><![CDATA[sonsuz]]></name>
				<uri>https://www.sessizbilgi.com/user/2/</uri>
			</author>
			<updated>2020-05-13T01:13:42Z</updated>
			<id>https://www.sessizbilgi.com/topic/225/9-yeni-kesif-alani/new/posts/</id>
		</entry>
		<entry>
			<title type="html"><![CDATA[8 - Üçüncü Rüya Görme Kapısı]]></title>
			<link rel="alternate" href="https://www.sessizbilgi.com/topic/224/8-ucuncu-ruya-gorme-kapisi/new/posts/" />
			<summary type="html"><![CDATA[<p>Üçüncü rüya görme kapısına, rüyanın içinde kendini uyuyan bi başka insana bakarken bulduğunda ulaşılır. Ve o insan sensindir,&quot; dedi, don Juan.<br />Erke düzeyim o sıralar öyle yüksekti ki, bana daha fazla bilgi vermemesine karşın, hemen üçüncü görev üzerinde çalışmaya giriştim. Rüya görme uygulamalarında ilk fark ettiğim şey, bir erke dalgasının rüya görme dikkatimin odaklanmasını hemen yeniden düzenlemesiydi. Artık odak noktası rüya içinde uyanıp kendimi uyuyor görmek üzerindeydi; organik olmayan varlıkların âlemine yolculuk benim için mesele olmaktan çıkmıştı.<br />Çok az bir zaman sonra, bir rüyamda kendimi uyuyan bana bakarken buldum. Hemen don Juan&#039;a haber verdim. Rüyayı onun evinde iken görmüştüm.<br />&quot;Rüya görme kapılarının hepsi iki aşamalıdır,&quot; dedi. &quot;Birincisi, bildiğin gibi, o kapıya ulaşmaktır; İkincisi ise onu geçmek. Rüyanda uyuyan kendini görmekle, üçüncü kapıya ulaştın. İkinci aşama, kendini uyur gördükten sonra, çevrede dolaşmak.<br />&quot;Üçüncü rüya görme kapısında,&quot; diye devam etti, &quot;rüya gerçekliğinle gündelik dünya gerçekliğini bilerek birleştirmeye başlarsın. Bu bi alıştırmadır, ve büyücüler bunu erke bedenini tamamlamak olarak adlandırırlar. İki gerçeklik arasında birleşim öyle mükemmel olmalıdır ki, her zamankinden daha fazla akışkan olmaya gereksinmen vardır. Üçüncü kapıdaki her şeyi büyük özen ve merakla incele.&quot;<br />Önerilerinin çok şifreli olduğundan ve bana anlamlı gelmediğinden yakındım. &quot;Büyük özen ve merakla derken ne demek istiyorsun?&quot; diye sordum.<br />&quot;Üçüncü kapıdaki eğilimimiz, ayrıntılarda kaybolmaktır,&quot; diye yanıtladı. &quot;Büyük özen ve merakla incelemek demek, nerdeyse dayanılmaz olan ayrıntıya dalma eğilimine karşı koymak demektir.<br />&quot;Üçüncü kapıda verilen alıştırma, dediğim gibi, erke bedenini güçlendirmektir. Rüya görücüler, birinci ve ikinci kapılardaki alıştırmaları gerçekleştirerek erke bedenlerine şekil vermeye başlarlar. Üçüncü kapıya vardıklarında, erke bedeni dışarı çıkmaya hazırdır, ya da belki eyleme geçmeye hazırdır demek daha uygun olur. Ne yazık ki, bu aynı zamanda onun ayrıntılarla büyülenmesi anlamına gelir.&quot;<br />&quot;Ayrıntıyla büyülenmek ne anlama geliyor?&quot;<br />&quot;Erke bedeni ömrünü tutsak olarak geçirmiş bi çocuk gibidir. Özgür kaldığı anda, her şeyi soğurur, bulabildiği her şeyi. Her türlü ilgisiz, ufacık ayrıntı erke bedenini içine çeker.&quot;<br />Sıkıntılı bir sessizlik oldu. Ne söyleyeceğimi bilemedim. Onu gayet iyi anlamıştım, yalnızca deneyimlerim arasında tüm bunların gerçek anlamı hakkında bana fikir verecek hiçbir şey yoktu.<br />Don Juan, &quot;En ahmak ayrıntı, erke bedeni için bi dünya haline gelir,&quot; diye açıkladı. &quot;Rüya görücülerin erke bedenini yönetmek için harcamaları gereken çaba hayret vericidir. Sana her şeyi özen ve merakla gözlemlemeni söylememin garip göründüğünü biliyorum, ama yapman gerekeni betimlemenin en iyi yolu bu. Üçüncü kapıda, rüya görücüler nerdeyse dayanılmaz olan her şeyin içine atlama dürtüsünden sakınmak zorundadır, ve bunu da şöyle yaparlar; her şeyin içine girmek için öyle meraklı, öyle gözü dönmüş durumdadırlar ki, herhangi bi şeyin kendilerini tutsak almasına izin vermezler.&quot;<br />Don Juan, zihne saçma geldiğini bildiği önermelerinin doğrudan erke bedenimi hedeflediğini sözlerine ekledi. Erke bedenimin eyleme geçmesi için bütün kaynaklarını birleştirmesi gerektiğini tekrar tekrar vurguladı.<br />&quot;Ama erke bedenim zaten hep eylemde değil miydi?&quot; diye sordum.<br />&quot;Bi bölümü eylemdeydi, aksi takdirde organik olmayan varlıkların âlemine yolculuk edemezdin,&quot; diye yanıtladı. &quot;Şimdi erke bedeninin tümü üçüncü kapının alıştırmasını yürütmek için işe girişmek zorunda. Bu yüzden, erke bedenin için işleri kolaylaştırmak üzere, ussallığını denetim altına almalısın.&quot;<br />&quot;Korkarım yanlış kapı çalıyorsun,&quot; dedim. &quot;Yaşamıma getirdiğin bütün o deneyimlerden sonra bende öyle az ussallık kaldı ki.&quot;<br />&quot;Hiçbi şey söyleme. Üçüncü kapıda, erke bedenlerimizin gereksiz ayrıntılara takılıp kalmasından ussallığımız sorumludur. O zaman, üçüncü kapıda ussal olmayan bi akışkanlık, o direnmeyi etkisiz hale getirebilmek için ussallık dışı bi kapıp koyuverme gereksiniriz.&quot;<br />Don Juan&#039;ın her kapının bir engel olduğu hakkındaki ifadesi daha doğru olamazdı. Üçüncü kapının alıştırmalarını yürütmek için ilk ikisinin toplamından daha yoğun emek harcadım. Don Juan üzerimde müthiş bir baskı kurmuştu. Üstelik, yaşantıma bir şey daha eklenmişti: gerçek bir korku duygusu. Tüm yaşamım boyunca bazı şeylerden normal ölçüde veya haddinden fazla bile korktuğum olmuştu; ama deneyimlerimin içinde organik olmayan varlıklarla yaptığım dalaştan sonra duyduğum korku ile kıyaslanabilecek hiçbir şey yoktu. Ancak bütün bu deneyim zenginliği normal belleğimde ulaşılmaz durumdaydı. O anılar sadece don Juan yanımdayken bana açıktı.<br />Bu garip durumu ona bir keresinde Mexico City&#039;deki Ulusal Antropoloji ve Tarih Müzesinde iken sormuştum. Beni sorumu sormaya sevk eden şey, o anda, don Juan&#039;la olan ilişkim sürecinde bana olanların tümünü birden garip bir şekilde anımsama yeteneğini kazanmış olmamdı. Ve bu beni öyle özgür, öyle cüretli ve öyle hafif kılmıştı ki, nerdeyse ortalıkta dans ederek dolaşıyordum.<br />&quot;Nasıl oluyorsa nagualın varlığı birleşim noktasında bi kaymaya neden oluyor,&quot; dedi.<br />Sonra beni müzenin sergi salonlarından birine götürdü ve sorumun bana anlatmayı planladıklarına çok uygun olduğunu söyledi.<br />&quot;Niyetim sana birleşim noktasının konumunun büyücülerin kayıtlarını tuttukları bi mahzen gibi olduğunu açıklamaktı,&quot; dedi. &quot;Erke bedenin niyetimi hissedip bana bunu sorunca mest oldum. Erke bedeni enginliklere vâkıf. Gel sana ne kadar çok bildiğini göstereyim.&quot;</p>]]></summary>
			<author>
				<name><![CDATA[sonsuz]]></name>
				<uri>https://www.sessizbilgi.com/user/2/</uri>
			</author>
			<updated>2020-05-13T01:11:32Z</updated>
			<id>https://www.sessizbilgi.com/topic/224/8-ucuncu-ruya-gorme-kapisi/new/posts/</id>
		</entry>
		<entry>
			<title type="html"><![CDATA[7 - Mavi Öncü]]></title>
			<link rel="alternate" href="https://www.sessizbilgi.com/topic/223/7-mavi-oncu/new/posts/" />
			<summary type="html"><![CDATA[<p>Tamamen anlamsız bir rüya görüyordum. Carol Tiggs yanı başımdaydı. Benimle konuşuyordu, ama ne dediğini anlayamıyordum. Don Juan da rüyamın içindeydi, grubunun öbür üyeleriyle birlikte. Beni sisli, sarımtırak bir dünyadan dışarı sürüklemeye çalışıyor gibiydiler. Onların görüntülerini bir çok kereler yitirip tekrar yakaladığım ciddi bir uğraşıdan sonra, beni oradan kurtarmayı başardılar. Bütün bu çabanın duyumunu kavrayamadığım için, sonunda sıradan, saçma sapan bir rüya görmekte olduğuma karar verdim.<br />Uyanıp da kendimi don Juan&#039;ın evinde, yatakta bulduğum zaman şaşkınlığım inanılmazdı. Hareket edemiyordum. Hiç erkem yoktu. Ne düşüneceğimi bilemiyordum, ama durumumun ciddiyetini hemen anlamıştım. Rüya görmenin getirdiği yorgunluktan dolayı erkemi yitirmiş olduğuma ilişkin belli belirsiz bir duyguya sahiptim.<br />Don Juan&#039;ın yoldaşları bana olanlardan çok fazla etkilenmiş gibiydiler. Birer birer odama gelip duruyorlardı. Her biri tam bir sessizlik içinde bir dakika kadar yanımda kalıyor, sonra bir başkası çıkageliyordu. Görünüşe göre, bana nöbetleşe bakmaktaydılar. Davranışlarına açıklama isteyemeyecek kadar güçsüzdüm.<br />Sonraki günlerde kendimi daha iyi hissetmeye başlayınca, benimle rüya görmem hakkında konuşmaya giriştiler. Başlangıçta benden ne istediklerini anlayamamıştım. Sonra sorularından dolayı durumu fark ettim; gölge varlıklara takmışlardı kafalarını. Hepsi ürkmüş görünüyordu ve bana aşağı yukarı aynı şeyleri söylediler. Israrla, hiç gölgelerin dünyasında bulunmadıklarını belirtiyorlardı. Bazıları bu dünyanın varlığından habersiz olduğunu bile iddia etti. İddiaları ve tepkileri, şaşkınlığımı ve korkumu arttırıyordu.<br />Herkesin sorduğu sorular şunlardı; &quot;Seni o dünyaya kim götürdü? Ya da oraya nasıl gidileceğini en başta nasıl öğrendin?&quot; Onlara öncülerin bana o dünyayı gösterdiklerini söylediğimde inanamadılar. Belli ki oraya gittiğimi kabullenmişlerdi, ama başvuracak kendi kişisel deneyimleri olmadığı için anlattıklarımın içyüzünü kavramaktan âcizdiler. Yine de, gölge varlıklar ve onların dünyası hakkında anlatabileceğim her şeyi bilmek istiyorlardı. İsteklerini yerine getirdim. Don Juan&#039;ın dışında hepsi yatağıma oturuyorlar, her sözüme sıkı sıkı sarılıyorlardı. Ne var ki, onlara kendi durumumu sorduğum her sefer, aynı gölge varlıklar gibi kaçışmışlardı.<br />Başka bir rahatsız edici tepkileri de daha önce hiç yapmadıkları bir şeydi; benimle herhangi bir fiziksel temastan çılgınca kaçınıyorlardı. Veba taşıyormuşum gibi, hepsi uzak duruyordu. Bu tepkileri beni öyle kaygılandırdı ki, kendimi bunu sormak zorunda hissettim. İnkâr ettiler. Hakarete uğramış gibi davrandılar ve hatta yanıldığımı bana kanıtlamak için ısrar edecek kadar ileri gittiler. Ortaya çıkan gergin duruma adamakıllı güldüm. Bana sarılmaya her kalkıştıklarında vücutları taş kesiliyordu.</p>]]></summary>
			<author>
				<name><![CDATA[sonsuz]]></name>
				<uri>https://www.sessizbilgi.com/user/2/</uri>
			</author>
			<updated>2020-05-13T01:09:41Z</updated>
			<id>https://www.sessizbilgi.com/topic/223/7-mavi-oncu/new/posts/</id>
		</entry>
		<entry>
			<title type="html"><![CDATA[6 - Gölgelerin Dünyası]]></title>
			<link rel="alternate" href="https://www.sessizbilgi.com/topic/222/6-golgelerin-dunyasi/new/posts/" />
			<summary type="html"><![CDATA[<p>Son derece dikkatli olmalısın, çünkü organik olmayan varlıklara yem olmak üzeresin,&quot; dedi, don Juan, oldukça beklenmedik bir anda; rüya görmekle hiç ilgisi olmayan bir şey hakkında konuşmamızın sonrasında. Söylediği beni şaşırttı. Her zaman olduğu gibi, kendimi savunmaya yeltendim. &quot;Beni uyarmana gerek yok. Ben çok dikkatliyim,&quot; diye güvence verdim.<br />&quot;Organik olmayan varlıklar entrikacıdır,&quot; dedi. &quot;Bunu hissederim, ve daha baştan tuzaklar kurduklarını ve bu yolla istenmeyen rüya görücülerin fiilen ve süresiz olarak elendiklerini söyleyerek kendimi avutamam.&quot;<br />Sesinin tonu öyle ısrarcıydı ki, hemen, hiçbir tuzağa düşmeyeceğim konusunda tekrar güvence vermek zorunda kaldım.<br />&quot;Organik olmayan varlıkların hizmetinde hayret edilecek araçları bulunduğunu ciddi olarak göz önünde tutmalısın,&quot; diye devam etti. &quot;Bilinçlilikleri mükemmeldir. Onlara kıyasla bizler çocuğuz; göz diktikleri çok erkeli çocuklar.&quot;<br />Soyut düzeyde onun fikirlerini ve kaygılarını anladığımı, ama somut düzeyde uyarısı için hiçbir neden göremediğimi, çünkü rüya görme uygulamalarımın denetimim altında olduğunu söylemek istedim.<br />Don Juan tekrar konuşmadan önce gergin bir sessizlik oldu. Konuyu değiştirdi, ve dikkatimi, rüya görme yönergelerinin çok önemli bir noktasına— şimdiye dek fark etmemiş olduğum bir şeye çekmek istediğini söyledi.<br />&quot;Rüya görme kapılarının özgül engeller olduğunu zaten anladın,&quot; dedi, &quot;fakat bi kapıya ulaşıp onu geçebilmek için sana verilen uygulama yöntemlerinin o kapı hakkındaki her şey demek olmadığını henüz anlamış değilsin.&quot;<br />&quot;Bu bana hiç açık gelmiyor, don Juan.&quot;<br />&quot;Demek istiyorum ki, örneğin bi rüya görücü bi başka rüyanın içinde uyanmayı ya da gündelik yaşamın dünyasında uyanmadan rüyalarını değiştirmeyi öğrendiğinde, ikinci kapıya ulaşıp onu geçtiğini söylemek gerçeği yansıtmaz.&quot;<br />&quot;Neden yansıtmaz, don Juan?&quot;<br />&quot;Çünkü ikinci rüya görme kapısı, ancak bi rüya görücü yabancı erke öncülerini ayrıklayıp onları izlemeyi öğrendiğinde geçilir.&quot;<br />&quot;Öyleyse neden rüyaları değiştirme fikri de ortaya atılıyor ki?&quot;<br />&quot;Başka bi rüyada uyanmak ya da rüyaları değiştirmek, bi rüya görücünün bi öncüyü ayrıklayıp izleme yeteneğini arttırma uygulaması için eski büyücüler tarafından düşünülüp bulunmuş bi yoldur.&quot;<br />Don Juan bir öncüyü izlemenin yüksek bir başarı olduğunu, ve rüya görücüler bunun üstesinden geldiklerinde ikinci kapının ardına dek açılıp, ardında varolan evrenin onlara ulaşılabilir kılındığını söyledi. Bu evrenin hep orada olduğunu, ama erkesel cesaretimiz olmadığı için oraya gidemediğimizi; ve aslında ikinci rüya görme kapısının organik olmayan varlıkların dünyasına açılan kapı, ve rüya görenin de o kapıyı açan anahtar olduğunu vurguladı.<br />&quot;Bir rüya görücü, bir öncüyü doğrudan ayrıklayabilir mi, rüya değiştirme eğitiminden geçmek zorunda kalmadan?&quot; diye sordum.<br />&quot;Kesinlikle hayır,&quot; dedi. &quot;Eğitim şarttır. Buradaki soru, varolan tek eğitimin bu olup olmadığı. Ya da rüya görücü başka bi eğitim izleyebilir mi?&quot;<br />Don Juan bana şakacı bir ifadeyle baktı. Sorusunu gerçekten yanıtlamamı bekler gibi görünüyordu. &quot;Eski büyücülerin buldukları kadar mükemmel bir eğitimle ortaya çıkmak çok zor,&quot; dedim, nedenini bilmeden, ama karşı çıkılamayacak bir yetkeyle.</p>]]></summary>
			<author>
				<name><![CDATA[sonsuz]]></name>
				<uri>https://www.sessizbilgi.com/user/2/</uri>
			</author>
			<updated>2020-05-13T01:06:33Z</updated>
			<id>https://www.sessizbilgi.com/topic/222/6-golgelerin-dunyasi/new/posts/</id>
		</entry>
		<entry>
			<title type="html"><![CDATA[5 - Organik Olmayan Varlıkların Dünyası]]></title>
			<link rel="alternate" href="https://www.sessizbilgi.com/topic/221/5-organik-olmayan-varliklarin-dunyasi/new/posts/" />
			<summary type="html"><![CDATA[<p>Rüya görme konusunda herhangi bir yorumda bulunması için don Juan&#039;ı bekleyeceğime ilişkin anlaşmama sadık kalarak, sadece gerekli durumlarda ondan öğüt istiyordum. Ama genellikle buna değinmekte isteksiz görünmekle kalmıyor, ayrıca bu konuda nedense bana kırgın duruyordu. Benim fikrime göre, ne zaman rüya görme uygulamalarımla ilgili konuşsak, başarmış olduğum şeyleri önemsememesi hoşnutsuzluğunun kanıtıydı.<br />O zamanlar benim için rüya görme uygulamalarımın can alıcı yönü, organik olmayan varlıkların devinimli canlılıklarıydı. Onlarla rüyalarımda karşılaştıktan ve özellikle çölde, don Juan&#039;ın evinin çevresinde mücadele ettikten sonra, varlıklarını ciddi bir mesele olarak almaya daha hazır olmam gerekiyordu. Ama bütün bu olayların üzerimde bıraktığı etki, tam tersiydi. Boyun eğmez olmuş ve onların var olma olasılıklarını inatla yadsır hale gelmiştim.<br />Derken duygularım değişti ve onlar hakkında nesnel bir araştırma yapmaya karar verdim. Bu soruşturmanın yöntemi, önce rüyalarımda meydana çıkan her şeyin kaydını tutmak ve sonra bu kaydı bir kalıp olarak kullanarak rüyalarımın bu varlıkları kanıtlayıp kanıtlamadığını ayırt etmekti. Yüzlerce sayfa dolusu titizlikle yapılmış ama anlamsız ayrıntı listeleri çıkardım, oysa daha araştırmaya başlar başlamaz kanıtların yığıldığını açıkça görmem gerekirdi.<br />Don Juan&#039;ın rasgele bir önerisi sandığım şeyin—fikir yürütmeyi bırakıp organik varlıkların bana gelmesine izin vermenin— aslında eski çağ büyücüleri tarafından onları cezbetmek için kullanılan bir yöntem olduğunu keşfetmem sadece birkaç seans aldı. Beni kendi kendime anlamam için bırakırken, don Juan sadece kendi büyücülük eğitiminin kurallarını uyguluyordu. Uygulamalar bizzat yapılmadan, benliğin kalelerinden vazgeçmesinin çok zor olduğunu defalarca belirtmişti. Aslında benliğin en güçlü savunma hatlarından biri ussallığımızdır, ve iş büyücülük eylemlerine ve açıklamalarına geldiğinde, o yalnız en dayanıklı savunma hattımız olmakla kalmaz, en fazla tehdide uğrayan da odur, diyordu. Don Juan, organik olmayan varlıkların mevcudiyetinin ussallığımıza yapılan saldırıların en başta gelenlerinden biri olduğuna inanıyordu.<br />Rüya görme uygulamalarımda her gün hiç sapma olmadan izlediğim bir sıra kurmuştum. Önce rüyalarımdaki düşünülebilecek her nesneyi dikkatle incelemeyi, sonra da rüyalarımı değiştirmeyi hedefliyordum. İçtenlikle söyleyebilirim ki, sayısız rüyalar boyunca dünyalar kadar ayrıntıyı inceledim. Haliyle rüya görme dikkatim bir noktada zayıflamaya başlıyor, ve rüya görme seansım ya içinde bunun hiç bulunmadığı normal rüyalar gördüğüm bir uykuyla sona eriyor, ya da bir daha uyuyamamak üzere uyanmamla sonuçlanıyordu.<br />Yalnız zaman zaman, don Juan&#039;ın tanımıyla bir yabancı erke akımı, onun verdiği isimle bir öncü, rüyalarıma sokuluyordu. Haberli olmak, rüya görme dikkatimi ayarlamama ve tetikte durmama yardımcı olmuştu. Yabancı erkeyi ilk fark ettiğim sefer, rüyamda bir büyük mağazada alışveriş yapmaktaydım. Bir tezgâhtan öbürüne dolaşarak antika parçalar arıyordum. En sonunda bir tane buldum. Bir alışveriş merkezinde antika aramanın yersizliğine kendi kendime gülmüştüm, ama bir tane bulduğum için bu anlamsızlığa boş verdim. Antika parça, bir baston sapıydı. Tezgâhtar parçanın iridyumdan yapıldığını söyledi, dediğine göre bu dünyadaki en sert maddelerden biriydi. Oyma bir parçaydı bu: bir maymun başı ve omuzları. Ben yeşim taşına benzetmiştim. Yeşim olabileceğini ima ettiğimde tezgâhtar bozuldu ve söylediğini kanıtlamak için parçayı bütün gücüyle beton zemine çarptı. Kırılmamıştı, ama bir top gibi zıplayarak uzağa uçtu; bir Frizbi gibi dönüyordu. Onu izledim. Birtakım ağaçların arkasında gözden yitti. Aramak için koştum, ve buldum onu, toprağa saplanmış olarak. Olağanüstü güzel, koyu yeşil ve siyah renkli, tam boy bir bastona dönüşmüştü.<br />Ona göz dikmiştim. Elimi attım ve kimse gelmeden onu topraktan çıkarmak için çabalamaya başladım. Ama çok uğraştıysam da kımıldatamadım. Öne arkaya sallayarak yerinden oynatmaya kalkışırsam onu kıracağımdan korkuyordum. Bu yüzden ellerimle çevresini kazmaya başladım. Ben kazdıkça o da erimeye başlamıştı; sonunda yerinde yeşil bir su birikintisi kaldı. Gözümü suya diktim, ansızın su sanki patladı. Beyaz bir kabarcığa dönüştü, sonra yitip gitti. Rüyam başka imgeler ve ayrıntılarla sürdü, ama kristal berraklığında olmalarına karşın çarpıcı değildi bu imgeler.</p>]]></summary>
			<author>
				<name><![CDATA[sonsuz]]></name>
				<uri>https://www.sessizbilgi.com/user/2/</uri>
			</author>
			<updated>2020-05-13T01:04:06Z</updated>
			<id>https://www.sessizbilgi.com/topic/221/5-organik-olmayan-varliklarin-dunyasi/new/posts/</id>
		</entry>
		<entry>
			<title type="html"><![CDATA[4 - Birleşim Noktasının Sabitlenmesi]]></title>
			<link rel="alternate" href="https://www.sessizbilgi.com/topic/220/4-birlesim-noktasinin-sabitlenmesi/new/posts/" />
			<summary type="html"><![CDATA[<p>Rüya görmeyi yalnızca don Juan gerekli gördüğünde tartışacağımıza ilişkin anlaşmamızdan dolayı, bu konuda ona çok ender olarak soru soruyor ve sorularımı sürdürme ısrarımda asla belirli bir noktayı aşmıyordum. Bu yüzden de o ne zaman konuyu açmaya karar verse, onu dinlemeye son derece hevesliydim. Rüya görme ile ilgili yorumları ve tartışmaları her zaman öğretilerinin başka konuları içinde gizlenmiş oluyor, ve hep aniden ve apansız ortaya konuyordu.<br />Bir keresinde onun evinde ilgisiz bir konuda konuşmaya<br />dalmışken, apansız lafa girdi ve eski büyücülerin, organik olmayan varlıklarla rüyalarındaki ilişkileri sayesinde, birleşim noktalarını ustaca yönetmekle ilgili o uçsuz bucaksız ve uğursuz konuda büyük ustalık kazandıklarını söyledi.<br />Bu fırsatı hemen yakaladım ve don Juan&#039;a eski büyücülerin yaşamış olabilecekleri yaklaşık tarihi sordum. Daha önceleri de farklı zamanlarda aynı soruyu sormuş, ama tatmin edici bir yanıt alamamıştım. Ama bu kez beni yanıtlamaya daha istekli olacağına inanıyordum; belki de lafı kendisi açmış olduğundan.<br />&quot;Bu konu kabak tadı verdi,&quot; dedi. Söyleyiş biçimi, sorumu yanıtlamayacağını düşündürmüştü bana. Konuşmayı sürdürdüğünde oldukça şaşırdım. &quot;Organik olmayan varlıklarla ilgili konuda olduğu kadar zorlayacağım ussallığını. Bu arada, hâlâ onları düşünüyor musun?&quot;<br />&quot;Düşüncelerimi dinlenmeye bıraktım,&quot; dedim. &quot;Öyle ya da böyle, düşünmeye gücüm yetmiyor zaten.&quot;<br />Yanıtım onu keyiflendirmişti. Güldü ve bana organik olmayan varlıklara karşı kendi duyduğu korkular ve tiksintilerle ilgili yorumlar yaptı.<br />&quot;Hiç hoşlanmamışımdır onlardan,&quot; dedi. &quot;Tabii bunun temel nedeni onlardan duyduğum korkuydu. Gereken zamanda korkumu yenemedim; sonra da saplantı halini aldı.&quot;<br />&quot;Hâlâ korkuyor musun onlardan, don Juan?&quot;<br />&quot;Pek korku değil de, itilme diyelim. Onların hiçbi şeyini istemiyorum.&quot;<br />&quot;Bu itilmenin belirli bir nedeni var mı?&quot;<br />&quot;Dünyadaki en iyi neden: taban tabana zıtız. Onlar köleliği seviyor, ben özgürlüğü. Onlar almayı seviyor, ama bende verecek göz yok.&quot;<br />Açıklanamayacak bir şekilde hırslanmıştım; ona kaba bir şekilde, bu konunun benim için ciddiye alınamayacak kadar zorlama olduğunu söyledim.</p>]]></summary>
			<author>
				<name><![CDATA[sonsuz]]></name>
				<uri>https://www.sessizbilgi.com/user/2/</uri>
			</author>
			<updated>2020-05-13T01:00:27Z</updated>
			<id>https://www.sessizbilgi.com/topic/220/4-birlesim-noktasinin-sabitlenmesi/new/posts/</id>
		</entry>
		<entry>
			<title type="html"><![CDATA[3 - İkinci Rüya Görme Kapısı]]></title>
			<link rel="alternate" href="https://www.sessizbilgi.com/topic/219/3-ikinci-ruya-gorme-kapisi/new/posts/" />
			<summary type="html"><![CDATA[<p>Rüya görme uygulamalarım yoluyla vardığım sonuç, belirli bir noktayı vurgulamak için, rüya görme öğreticisinin bir yönerge sentezi oluşturması gerektiğiydi. Aslında don Juan&#039;ın ilk görevimde benden istediği, rüyamdaki ayrıntılara odaklanarak rüya görme dikkatimi güçlendirmekti. Bu sonuca varmak için öncül olarak, uykuya dalışın farkında olma fikrini kullanıyordu. Ona göre bu işin püf noktası şuydu; uykuya dalışın farkında olmayı başarmak için tek yol, kişinin rüyasındaki ayrıntıları incelemesiydi.<br />Uygulamalarıma başlar başlamaz, rüya görme dikkati üzerinde çalışmanın rüya görme konusunda temel nokta olduğunu anladım. Bununla birlikte, insanın rüya düzeyinde bilinçlilik konusunda kendini eğitebilmesi olanaksız görünüyordu. Don Juan böyle bir eğitimin etkin öğesinin sabır olduğunu söyledi; ona göre, zihin ve onun bütün savunma mekanizmalarının hiçbiri sabırla baş edemezdi. Eninde sonunda, diyordu, bu çarpışmada zihnin engelleri yıkılır ve rüya görme dikkati filiz verir.<br />Rüya görme dikkatimi rüyalarımdaki ayrıntılarda odaklama ve tutabilme uygulamaları yaparken öyle özel ve olağanüstü bir özgüven duymaya başladım ki, don Juan&#039;dan bunu yorumlamasını istedim.<br />&quot;ikinci dikkate girişin sana bu güven duygusunu veriyor,&quot; dedi. &quot;Bu senin daha da fazla aklı başında olmanı gerektiriyor. Yavaş ilerle; ama durma, ve hepsinden önemlisi, bunun hakkında konuşma. Sadece yap!&quot;<br />Bana daha önce anlatmış olduğu bir şeyin, uygulamalarım sürecinde doğrulanmış olduğunu söyledim ona; rüyadaki her şeye kısa bakışlar atıldığında, imgeler dağılmıyordu. İşin zor yanının, rüyalarımızı bilinçli dikkatimize taşımamızı önleyen ana engeli yıkmak olduğunu da belirttim. Don Juan&#039;dan bana bu konudaki fikrini açıklamasını istedim, çünkü içtenlikte inanıyordum ki bu engel bizim rüyaları göz ardı etmeye prim veren toplumsallığımızın yarattığı bir olguydu.<br />&quot;Bu engelde toplumsallıktan fazlası var,&quot; diye yanıt verdi. &quot;O, rüya görmeye açılan ilk kapı. Şimdi artık bunun üstesinden geldiğine göre, kendi irademizle durup rüyalarımızdaki ayrıntılara dikkatimizi yöneltememek sana aptalca geliyor. Burada hatalısın. Rüya görmeye açılan ilk kapının evrendeki erke akışıyla ilgisi var. O, doğal bi engel.&quot;</p>]]></summary>
			<author>
				<name><![CDATA[sonsuz]]></name>
				<uri>https://www.sessizbilgi.com/user/2/</uri>
			</author>
			<updated>2020-05-13T00:57:49Z</updated>
			<id>https://www.sessizbilgi.com/topic/219/3-ikinci-ruya-gorme-kapisi/new/posts/</id>
		</entry>
		<entry>
			<title type="html"><![CDATA[2 - Birinci Rüya Görme Kapısı]]></title>
			<link rel="alternate" href="https://www.sessizbilgi.com/topic/218/2-birinci-ruya-gorme-kapisi/new/posts/" />
			<summary type="html"><![CDATA[<p>Rüya görmeye ilişkin ilk dersinin önsözü olarak, don Juan ikinci dikkatten bir dizge olarak söz etmişti: bize gerçek bir olasılıktan çok bir tuhaflık gibi gelen bir fikir olarak başlıyor; bir duygu gibi sadece hissedilen bir şeye dönüşüyor ve nihayet önümüze en çılgın fantezilerimizin ötesinde dünyalar açan bir var oluş durumu ya da bir uygulamalar âlemi, ya da üstün bir güç olarak gelişiyordu.<br />Büyücülüğü açıklamak için büyücülerin iki seçeneği vardır. Biri, mecazi terimlerle konuşmak ve bir sihirli boyutlar dünyasından söz etmektir. Öbürü ise işlerini büyücülüğe uygun terimlerle açıklamaktır. Bir batılının ussal zihnini bu iki seçenekten hiçbiri tatmin etmese de, ben hep ikincisini yeğledim.<br />Don Juan ikinci dikkati mecazi anlamda bir dizge olarak tanımlarken şunu anlatmak istediğini söyledi; birleşim noktasının yer değiştirmesinin bir yan ürünü olan ikinci dikkat, kendiliğinden ortaya çıkmıyordu: bu niyete sadece bir fikir olarak başlanıyor; ve birleşim noktasının yer değiştirmesine ilişkin sabit ve denetimli bir bilinçlilik olarak sona erdiriliyordu.<br />&quot;Sana erke giden ilk adımı öğreteceğim,&quot; dedi, don Juan, rüya görme sanatı üzerindeki eğitimine başlarken. &quot;Sana rüya kurmayı öğreteceğim.&quot;<br />&quot;Rüya kurmak da ne demek?&quot;<br />&quot;Rüya kurmak, bir rüyanın genel durumu üzerinde kesin ve fiili bi hakimiyet sağlamak demektir. Örneğin, rüyanda sınıfında olduğunu görebilirsin. Rüya kurmak, bi rüyanın başka bir şeye kaymasına izin vermemen demektir. Sınıftan dağlara sıçramazsım, örneğin. Başka bi deyişle, sınıfın görüntüsünü denetlersin, ve sen istediğin sürece bu görüntüyü bırakmazsın.<br />&quot;Fakat bunu yapmak mümkün mü?&quot;<br />&quot;Elbette mümkün. Bu denetim, gündelik yaşamımızdaki herhangi bi durum üzerinde kurduğumuz denetimden farklı değil. Büyücüler buna alışıktır, ve istedikleri ya da gereksinim duydukları her zaman bu denetimi ele geçirirler. Senin de buna alışkanlık kazanman için, çok basit bi şey yapmakla başlaman gerekiyor. Bu gece, rüyalarında ellerine bakmalısın.&quot;<br />Gündelik dünyamızın bilinçliliğinde bu konuda daha fazla bir şey söylenmemişti. Ne var ki, ikinci dikkatteki deneyimlerimi anımsarken, bu konuda daha kapsamlı konuşmuş olduğumuzu fark ettim. Örneğin ben bu işin saçmalığı hakkındaki duygularımı ifade etmiştim, don Juan da buna ciddi ve sağlıksız bi şey olarak değil de, eğlenceli bir anıştırma gibi bakmamı salık vermişti.<br />&quot;Rüya görme hakkında istediğin kadar büyük laflar et. Açıklamalar derin düşünce ister her zaman. Ama gerçekten rüya görürken, bi tüy kadar hafif ol. Rüya görmek, doğruluk ve ciddiyetle, fakat gülerek ve dünyada hiçbi endişesi olmayan birinin güveniyle yapılmalıdır. Ancak bu koşullar altında rüyalarımız gerçek rüya görmeye dönüşebilir.&quot;<br />Don Juan, rüyalarımda arayacağım bir şey olarak ellerimi rasgele seçtiğini ve başka bir şeyi aramanın da aynı ölçüde geçerli olduğunu belirtti. Bu uygulamanın amacı belirli bir şeyi bulmak değil, rüya görme dikkatimi işe koyultmaktı.<br />Don Juan, rüya görme dikkatini, rüyalar esnasında yer değiştiren birleşme noktasını yeni pozisyonunda sabitleyen kişinin, rüyaları üzerinde elde ettiği denetim olarak tanımlıyordu. Daha genel bir deyişle, rüya görme dikkatini, bizim onu ayartıp ona bir amaç vereceğimiz anı bekleyerek kendi başına var olan bilinçliliğin akıl almaz bir yönü olarak adlandırıyordu; bu hepimizin yedekte sahip olduğumuz, fakat gündelik yaşamda kullanma fırsatını hiç bulamadığımız saklı bir meleke idi.<br />Rüyalarımda ellerimi aramak için yaptığım ilk denemeler tam bir fiyaskoydu. Aylar süren başarısız çabalardan sonra pes ettim ve don Juan&#039;a yine böyle bir görevin saçmalığından yakındım.<br />&quot;Yedi kapı vardır,&quot; dedi, yanıt olarak, &quot;ve rüya görücüler birer birer bunların yedisini de açmalıdır. Sen, eğer rüya göreceksen, açılması gereken ilk kapının karşısındasın henüz.&quot;<br />&quot;Bunu daha önce neden söylemedin bana?&quot;<br />&quot;Sen kafanı ilk kapıya toslamadan, rüya görme kapılarından söz etmenin yararı olmazdı. Artık bunun bi engel olduğunu ve onu aşman gerektiğini biliyorsun.&quot;<br />Don Juan, evrenin erke akışında girişler, çıkışlar olduğunu ve rüya görmenin kendine özgü durumunda büyücülerin rüya görmenin yedi kapısı olarak adlandırdığı; engel imiş gibi algılanan yedi giriş bulunduğunu açıkladı.<br />&quot;İlk kapı, derin uykuya dalmadan önce, özel bi duygunun farkına vararak geçmemiz gereken bi eşiktir,&quot; dedi. &quot;Gözlerimizi açmamıza izin vermeyen hoş bi ağırlığı andıran bi duygudur bu. Karanlık ve ağırlık içinde asılı bi şekilde uykuya dalmakta olduğumuzun farkına vardığımız an, bu kapıya ulaşırız.&quot;<br />&quot;Uykuya daldığımın nasıl farkına varırım ki? Bunun için izlenecek adımlar var mı?&quot;<br />&quot;Hayır, izlenecek hiçbi adım yok. İnsan sadece uykuya<br />daldığının farkına varmaya niyet eder.&quot;<br />&quot;Ama bunun farkında olmaya nasıl niyetlenilir ki?&quot;<br />&quot;Niyet ve niyet etme, hakkında konuşulması çok güç bi<br />şey. Ben ya da başka biri, bunu açıklamaya kalkışsak budala durumuna düşeriz. Bunu aklında tut; şimdi söyleyeceğimi dinlerken: büyücüler niyet etmek istedikleri herhangi bi şeye, sadece niyetlenerek niyet ederler.&quot;<br />&quot;Bunun hiçbir anlamı yok, don Juan.&quot;<br />&quot;Çok dikkat et. Bi gün açıklama sırası sana gelecek. O ifade sana anlamsız geliyor; çünkü uygun çerçeveye yerleştirmiyorsun. Her ussal insan gibi, anlayışın yalnızca mantığımızın, zihnimizin alanı olduğunu düşünüyorsun.<br />&quot;Büyücüler için, sözünü etmiş olduğum ifade niyet ve niyetlenmeye ait olduğundan, onu anlayış da erke alanına aittir. Büyücüler inanırlar ki, erke bedeni için niyetlenilirse, erke bedeni bunu zihninkinden tümüyle farklı bi bağlamda anlar. Hüner, erke bedenine ulaşmakta. Bunun için de erkeye gereksinimin var.&quot;<br />&quot;Erke bedeni bu ifadeyi hangi bağlamda anlar, don Juan?&quot;<br />&quot;Tanımlanması zor olan, bedensel bi duygu bağlamında. Ne demek istediğimi anlaman için, bunu deneyimlemen gerekecek.&quot;</p>]]></summary>
			<author>
				<name><![CDATA[sonsuz]]></name>
				<uri>https://www.sessizbilgi.com/user/2/</uri>
			</author>
			<updated>2020-05-13T00:55:49Z</updated>
			<id>https://www.sessizbilgi.com/topic/218/2-birinci-ruya-gorme-kapisi/new/posts/</id>
		</entry>
		<entry>
			<title type="html"><![CDATA[1 - Eski Çağ Büyücüleri: Bir Giriş]]></title>
			<link rel="alternate" href="https://www.sessizbilgi.com/topic/217/1-eski-cag-buyuculeri-bir-giris/new/posts/" />
			<summary type="html"><![CDATA[<p>Don Juan, bana öğretmekte olduğu her şeyin eski çağ büyücüleri olarak andığı kişiler tarafından tasarlandığını ve gerçekleştirildiğini defalarca vurguladı. Bu büyücülerle çağdaş büyücüler arasında derin bir ayrım bulunduğunu da çok açıkça belirtti. Eski çağ büyücülerini, İspanyol İşgali’nden belki de binlerce yıl önce Meksika&#039;da yaşamış, en büyük başarıları uygulamaya dönüklük ve somutluğu vurgulayarak büyücülük yapıtını kurmak olan kişiler diye sınıflandırıyordu. Çağdaş büyücüleri ise, aksine, sağlıklı zihinleri ve gerekli gördüklerinde büyücülüğün akışını düzeltebilecek yetenekleriyle ünlenmiş kişiler diye betimliyordu.<br />Don Juan bana rüya görme konusunda geçerli büyücülük öncüllerinin eski çağ büyücülerince kendiliğinden tasarlanıp geliştirildiğini açıkladı. Bu öncüller rüya görmeyi açıklamanın ve anlamanın anahtarı olduklarından, bunları ister istemez bir kez daha ele alıp yazmak zorundayım. Bu nedenle bu kitabın büyük bölümü, önceki çalışmalarımın yeniden sunulması ve daha geniş bir anlatımıdır.<br />Söyleşilerimizin biri sırasında, don Juan, rüya görücülerin konumunu ve rüya görmeyi değerlendirebilmek için, insanın günümüzdeki büyücülerin büyücülüğü somutluktan soyuta doğru yönlendirme çabalarını anlaması gerektiğini söylemişti.<br />&quot;Somutluk dediğin nedir, don Juan?&quot; diye sordum.<br />&quot;Büyücülüğün uygulamaya dönük yanı,&quot; dedi. &quot;Zihnin uygulamalar ve tekniklere saplantı derecesinde kilitlenmesi, insanlar üzerinde bırakılan yersiz etki. Tüm bunlar geçmişin büyücülerinin âlemindeydi.&quot;<br />&quot;Peki soyut dediğin nedir?&quot;<br />“Özgürlük arayışı—insanoğlunun elinden geldiğince her şeyi saplantısızca algılama özgürlüğü. Günümüz büyücülerinin özgürlük arayışlarından ötürü soyuta yöneldiklerini söylüyorum; somut kazanımlarla ilgileri yok onların. Geçmişteki büyücülerinkine benzer toplumsal işlevleri yok. Bu yüzden onları asla resmi görücüler ya da yerleşik büyücüler olarak göremezsin.&quot;<br />&quot;Günümüz büyücüleri için geçmişin hiç değer taşımadığını mı söylemek istiyorsun, don Juan?&quot;<br />&quot;Elbette değeri var. Sevmediğimiz, o geçmişin tarzı. Kişisel olarak ben zihnin karanlık ve sapkın oluşundan tiksinirim. Ben düşüncenin enginliğinden hoşlanırım. Yine de, hoşlandıklarım ve hoşlanmadıklarım ne olursa olsun, bugün bildiğimiz ve yaptığımız her şeyi ilk keşfedenler ve yapanlar eski çağ büyücüleri oldukları için, onların hakkını vermek zorundayım.&quot;<br />Don Juan onların en önemli hünerlerinin nesnelerin erkesel özünü algılamak olduğunu açıkladı. Bu algılama yetisi öylesine önemliydi ki, büyücülüğün temel öncülü haline gelmişti. Günümüzde, yaşam boyu süren bir disiplin ve eğitimin ardından, büyücüler nesnelerin özünü algılama gücünü, görme olarak adlandırdıkları gücü elde etmekteler.<br />&quot;Nesnelerin erkesel özünü algılamak benim için ne anlam taşıyacak?&quot; diye bir keresinde don Juan&#039;a sordum.<br />&quot;Bu, erkeyi doğrudan algılaman anlamına gelecek,&quot; diye yanıtladı. &quot;Algılamanın toplumsal yanını ayrı tutarak, her şeyin özünü algılayacaksın. Algıladığımız her şey erkedir, ancak erkeyi doğrudan algılayamadığımız için, algımızı bi kalıba uyacak biçimde işleriz. Bu kalıp, algılamanın ayırmak zorunda olduğun toplumsal yanıdır.&quot;<br />&quot;Bunu neden ayırmam gerekiyor?&quot;<br />&quot;Çünkü bu algılanabileceklerin kapsamını önemli ölçüde daraltır ve algımızı içine yerleştirdiğimiz kalıbın, var olanın tümü olduğuna bizi inandırır. İnsanın şu anda varlığını sürdürebilmesi için, algılamasının toplumsal tabanında değişmesi gerektiğine inanıyorum.<br />&quot;Nedir bu algılamanın toplumsal tabanı, don Juan?&quot;<br />&quot;Dünyanın somut nesnelerden yapılmış olduğuna değin fiziksel kesinlik. Buna toplumsal taban diyorum, zira dünyayı bu şekilde algılamamız için herkes tarafından ciddi ve şiddetli bi çaba ortaya konuyor.&quot;<br />&quot;Dünyayı nasıl algılamalıyız, öyleyse?&quot;<br />&quot;Her şey erkedir. Tüm evren erkedir. Algılamamızın toplumsal temeli, var olan her şeyin erke olduğuna değin fiziksel kesinlik olmalıdır. Erkeyi erke olarak algılamaya yönelmemiz için büyük bi çabanın harcanması gerekir. İşte bundan sonra, her iki seçeneği de avcumuzun içi gibi biliriz.&quot;<br />&quot;İnsanları bu biçimde eğitmek mümkün mü?&quot; diye sordum.<br />Don Juan bunun mümkün olduğunu, benimle ve öbür çömezlerle tam da bunu yaptığını söyledi. Önce, algımızı bir kalıba uyacak biçimde işlediğimizi fark etmemizi sağlayarak, sonra da erkeyi doğrudan algılamaya bizi şiddetle yönelterek, yeni bir algılama yolu öğretiyordu. Bunun, gündelik işlerimizin dünyasını algılamamız için bize öğretilmiş olan yönteme çok benzediği konusunda güvence verdi.<br />Don Juan&#039;ın görüşü, algımızı toplumsal bir kalıba uydurmak için işleyip hapsederek içine düştüğümüz bu tuzağın, onu sınama zahmetine girmeden atalarımızdan miras almış olduğumuzu fark ettiğimiz zaman ancak gücünü yitirdiği yönündeydi.<br />&quot;Yalnızca olumlu ya da olumsuz değerdeki katı nesnelerden oluşan bi dünyayı algılamak, atalarımızın var oluşu için kesinlikle şartmış, demek ki,&quot; dedi, don Juan. Kuşaklar boyu süren bu algılama tarzının ardından, şimdi dünyanın nesnelerden oluştuğuna inanmaya zorlanıyoruz.&quot;<br />&quot;Dünyayı başka hiçbir biçimde düşünemiyorum, don Juan,&quot; diye yakındım. &quot;Bu hiç kuşkusuz bir nesneler dünyası. Bunu kanıtlamak için tek yapmamız gereken onlara toslamak.&quot;<br />&quot;Elbette bu bi nesneler dünyası. Bunu tartışmıyoruz.&quot;<br />&quot;O zaman ne söylüyorsun?&quot;<br />&quot;Bunun önce bi erke dünyası, sonra nesnelerin dünyası olduğunu söylüyorum. Onun bi erke dünyası olduğu öncülüyle başlamazsak, erkeyi doğrudan algılamayı asla başaramayız. Her zaman demin işaret ettiğin noktanın fiziksel kesinliği ile durduruluruz: nesnelerin katılığı.&quot;<br />Onun bu savı benim için son derece hayret vericiydi. O günlerde zihnim, tanışık olduğumun dışındaki bir dünyayı anlamanın herhangi bir yolunu dikkate almayı açıkça reddediyordu. Don Juan&#039;ın iddiaları ve ortaya koymaya çalıştığı noktalar, kabul edemediğim, ama karşı da çıkamadığım tuhaf önermelerdi.<br />&quot;Bizim algılama yolumuz, bi yırtıcının yoludur,&quot; dedi bana bir keresinde. &quot;Besin ile tehlikeye değer biçmenin ve bunları sınıflandırmanın oldukça verimli bi yolu. Ancak bu, algılayabilmemizin tek yolu değildir. Bi başka konum daha var, seni bilgilendirdiğim yol: her şeyin özünü, erkenin kendisini doğrudan algılama edimi.<br />&quot;Her şeyin özünü algılamak, dünyayı tamamen yeni, daha heyecan verici ve karmaşık terimlerle anlamamızı, sınıflandırmamızı ve tanımlamamızı sağlar.&quot; Don Juan&#039;ın iddiası buydu. Ve sözünü ettiği daha karmaşık terimler, ona ataları tarafından öğretilmiş olanlardı; hiçbir ussal temelleri, gündelik dünyamızın herhangi bir olgusuyla hiçbir ilişkileri yoktu, ama erkeyi doğrudan algılayan ve her şeyin özünü gören büyücüler için apaçık gerçeklikleri tanımlıyorlardı.</p>]]></summary>
			<author>
				<name><![CDATA[sonsuz]]></name>
				<uri>https://www.sessizbilgi.com/user/2/</uri>
			</author>
			<updated>2020-05-13T00:53:51Z</updated>
			<id>https://www.sessizbilgi.com/topic/217/1-eski-cag-buyuculeri-bir-giris/new/posts/</id>
		</entry>
		<entry>
			<title type="html"><![CDATA[Önsöz - Sunuş]]></title>
			<link rel="alternate" href="https://www.sessizbilgi.com/topic/216/onsoz-sunus/new/posts/" />
			<summary type="html"><![CDATA[<p>Son yirmi yıldır, Meksikalı Yaqui Kızılderilisi büyücü don Juan Matus&#039;un yanındaki çömezliğimle ilgili bir dizi kitap yazdım. Bu kitaplarda bana büyücülük öğrettiğini anlatmıştım; ancak bu gündelik yaşantımız bağlamında anladığımız büyücülük değildi: doğaüstü güçlerin başkalarının üzerinde kullanılması, ya da doğaüstü etkiler yaratmak amacıyla tılsımlar, büyüler ya da ayinlerle ruh çağırmayı kapsamıyordu. Don Juan için büyücülük, çevremizdeki evreni biçimlendirmede algının doğası ve rolü hakkında kimi uzmanlaşmış kuramsal ve uygulamaya dönük öncülleri düzenleme edimiydi.<br />Don Juan&#039;ın önerisine uyarak, onun bilgisini sınırlandırmak amacıyla, insanbilime özgü bir ulam olan şamanizmi kullanmaktan kaçındım. Baştan beri ben de onun yaptığı adlandırmayı kullandım: büyücülük. Ancak inceleyince, buna büyücülük demenin, bana sunduğu öğretilerdeki zaten belirsiz olan olguları daha da belirsizleştirdiğini anladım.<br />İnsanbilim çalışmalarında şamanizm, belirli yerli Kuzey Amerika Kızılderili kabileleri arasında da hüküm süren, kimi Kuzey Asya yerli halklarının bir inanç dizgesi olarak tanımlanır. Bu inanç dizgesi, atalarımızın iyi ya da kötü tinsel güçlerinin görünmeyen dünyasının çevremizi kuşatmış olduğunu, ve bu tinsel güçlerin, doğa ve doğaüstü âlemlerin arasındaki aracılar olan uygulamacıların edimleri ile çağrılabildiklerini ve denetlenebildiklerini öne sürer.<br />Don Juan, gerçekten, gündelik yaşamın doğal dünyası ile, doğaüstü değil de ikinci dikkat olarak adlandırdığı görünmez bir dünya arasında bir aracıydı. Bir öğretmen olarak rolü, bu biçimlenmeyi benim için erişilebilir kılmaktı. Önceki çalışmalarımda, en önemlisi rüya görme sanatı olarak adlandırılan, bana uygulatmış olduğu büyücülük sanatlarının yanı sıra öğretme yöntemlerini de bu nedenle anlattım.<br />Don Juan, bizim benzersiz ve mutlak olduğuna inandığımız dünyamızın, bir soğanın katmanları gibi düzenlenmiş ardışık dünyalar demeti içinden yalnızca bir tanesi olduğunu iddia ediyordu. Bizim sadece kendi dünyamızı algılamak üzere erkesel olarak koşullanmış olmamıza karşın, hâlâ kendimizin ki kadar gerçek, benzersiz, mutlak ve içine çeken bu başka âlemlere girebilme yetimizin bulunduğunu öne sürüyordu.<br />Don Juan bana, bu başka âlemleri algılamak için, sadece bunlara göz dikmek değil, aynı zamanda bunları yakalamak için yeterli erkeye sahip olmak gerektiğini açıklamıştı. Bunların varlığı sürekli ve bizim farkındalığımızdan bağımsızdır diyordu; ancak erişilmezlikleri tamamen bizim erkesel koşullanmamızın bir sonucudur. Başka bir deyişle, açıkça ve sadece bu koşullanmadan ötürü, gündelik yaşamımızdaki dünyanın tek olası dünya olduğunu sanmak zorunda kalırız.<br />Erkesel koşullanmamızın düzeltilebilir olduğuna inanarak, don Juan, eski zamanların büyücülerinin erkesel algılama yetilerimizi yeniden koşullamak üzere tasarlanmış bir dizi uygulama geliştirdiklerini belirtti. Bu uygulamalar dizinine, rüya görme sanatı diyorlardı.<br />Zamanın sağladığı bakış açısıyla, şimdi don Juan&#039;ın rüya görme konusunda yapmış olduğu en uygun nitelemenin, bunu &quot;sonsuzluğa açılan kapı&quot; olarak adlandırmak olduğunu fark ediyorum. Bunu dediği zaman, bu metaforun benim için anlam ifade etmediğini söylemiştim.<br />&quot;O zaman metaforları bi yana bırakalım,&quot; dedi. &quot;Diyelim ki, rüya görmek, büyücülerin sıradan rüyaları işe yarar hale getirmelerinin uygulamalı yoludur. &quot;<br />&quot;Ama sıradan rüyalar nasıl işe yarar hale gelir ki?&quot; diye sordum.<br />&quot;Sözcükler bizi her zaman aldatır,&quot; dedi. Kendi durumumda, öğretmenim bana rüya görmeyi, büyücülerin dünyaya iyi geceler dileme yolu olduğunu söyleyerek betimlemeye çalıştı. Elbette tanımını benim zihnime uyacak şekle sokmaya çalışıyordu. Ben de sana aynısını yapıyorum.&quot;<br />Bir başka seferinde don Juan bana şöyle dedi: &quot;Rüya görme yalnızca deneyimle öğrenilebilir. Rüya görmek sadece hayalleri olmak değildir; ne de dalmak, dilekte bulunmak, ya da imgelemektir. Rüya görme yoluyla, kesinlikle betimleyebildiğimiz başka dünyaları algılayabiliriz, ancak bunları algılamamızı sağlayan şeyi tanımlayamayız. Yine de rüya görmenin bu başka âlemleri açıverdiğini hissedebiliriz. Rüya görme, bi duyuma, bedenlerimizdeki bi süreç ve zihinlerimizdeki bi farkındalığa benzer.&quot;<br />Genel öğretilerinin akışı içinde, don Juan rüya görme sanatının ilkelerini, mantığını ve uygulamalarını bana kapsamlıca açıkladı. Eğitimi iki bölüme ayrılmıştı. Biri rüya görme yöntemleri ile, öteki ise bu yöntemlerin tamamen soyut açıklamaları ile ilgiliydi. Öğretme yöntemi, rüya görmenin soyut ilkelerini kullanarak benim entelektüel merakımı kamçılamak ve bunun uygulamalarında izlenecek yolu bulmam için beni yönlendirmek arasında bir etkileşimdi.<br />Şimdiden bunu yapabildiğim kadar ayrıntılı olarak anlattım. Ve don Juan&#039;ın sanatını öğretmek için beni içine soktuğu büyücülerin toplumsal çevresini de açıkladım. O çevreyle etkileşimim yalnızca ikinci dikkatte gerçekleştiği için benim özel ilgimi çekiyordu. Orada, don Juan&#039;ın büyücü yoldaşları olan on kadın ve beş adam ile, çömezleri olan dört genç adam ve dört genç kadın ile etkileşimde bulundum.<br />Don Juan, dünyasına girmemin hemen ardından onları bir araya getirdi. Onların geleneksel bir büyücüler topluluğu oluşturduklarını—kendi topluluğunun bir kopyası—ve onların liderliğini yapmamın beklendiğini bana açıkça belirtti. Ancak benimle çalışırken umduğundan farklı olduğumu anlamıştı. Bu farkı, sadece büyücüler tarafından görülen bir erke biçimlenmesi olarak açıkladı: kendisi gibi dört erke bölmesine sahip olmak yerine, yalnızca üç tane taşıyordum. Yanılarak, düzeltilebilir bir kusur olduğunu umduğu böyle bir biçimlenme, beni bu sekiz çömezle etkileşimde bulunmak ya da onları yönlendirmek için öyle kesin şekilde uygunsuz kılıyordu ki, benim erkesel yapıma daha yakın başka bir grup insanı bir araya getirmek don Juan için zorunlu hale geldi.<br />Bu olaylar hakkında kapsamlı biçimde yazmış bulunuyorum. Ancak ikinci grup çömezlerden hiç söz etmedim; don Juan bunu yapmama izin vermemişti. Onların yalnızca benim alanımda olduklarını, ve onunla olan anlaşmamın benimki değil, onun alanı hakkında yazmak üzerine yapıldığını savunuyordu.<br />İkinci çömezler grubu son derece az ve özdü. Sadece üç üyesi vardı: bir rüya görücü olan Florinda Grau; bir iz sürücü olan Taisha Abelar; ve bir nagual kadını olan Carol Tiggs.<br />Birbirimizle yalnızca ikinci dikkatte etkileşimde bulunduk. Gündelik yaşamın dünyasında, birbirimizle ilgili belli belirsiz bir düşünceye bile sahip değildik. Don Juan&#039;la olan ilişkimiz açısından ise hiçbir belirsizlik yoktu; o hepimizi eşit ölçü de eğitmek için çok büyük bir çaba harcıyordu. Yine de sonlara doğru, don Juan&#039;la geçirdiğimiz dönem bitmek üzereyken, ayrılmasının psikolojik baskısı ikinci dikkatin eğilmez sınırlarını yıkmaya başladı. Sonuç, etkileşimimizin günlük olayların dünyasına kaymaya başlaması oldu, ve karşılaştık, görünüşte ilk kez olarak.<br />Hiçbirimiz ikinci dikkatteki derin ve zahmetli etkileşimimizin bilincinde değildik. Hepimiz akademik çalışmalarla uğraştığımızdan, daha önce karşılaşmış olduğumuzu öğrendiğimizde şoktan daha fazlasına uğradık. Bu anlıksal açıdan bizim için kabul edilemezdi elbette, ve hâlâ da öyledir, ancak baştan başa deneyimimiz içindeydi. Böylece insan ruhunun, günlük ya da akademik mantığımızın bizi inanmaya yönelttiğinden sınırsızca daha karmaşık olduğuna ilişkin rahatsız edici bir bilgi ile yüz yüze gelmiştik.<br />Bir keresinde hep birlikte, don Juan&#039;dan içinden çıkılmaz durumumuza ışık tutmasını istemiştik. Bize iki farklı açıklama seçeneğinin bulunduğunu söyledi. Bunlardan biri, ikinci dikkatin gökyüzünde uçan filler kadar aldatıcı bir bilinç durumu olduğunu, ve bizim bu durumda yaşadığımızı sandığımız her şeyin sadece hipnotik telkinlerin bir ürünü olduğunu söyleyerek, yaralanmış ussallığımızı beslemek ve onarmaktı. Öbür seçenek ise bunu rüya görücü büyücülerin anladığı gibi açıklamaktı: bilinçliliğin erkesel bir biçimlenmesi olarak.<br />Rüya görme görevlerimin yerine getirilmesi sırasında ikinci dikkatin engelleri yine de yerlerini korudu. Rüya görmeye her başlayışımda aynı zamanda ikinci dikkate de giriyordum ve rüyadan uyanmam mutlaka ikinci dikkatten çıktığım anlamına gelmeyebiliyordu. Yıllarca, rüya görme deneyimlerimden yalnızca ufak telek şeyler anımsayabildim. Yapmakta olduğum şeyin ölçülerini kavrayacak erkesel yeterliliğim yoktu. Her şeyi belleğimde sırasıyla yeniden düzenlemeye yetecek erkeyi biriktirmem için 1973 ile 1988 yılları arasındaki on beş yıl kesintisiz çalışmam gerekti. Bu süre boyunca rüya görme olaylarını birbiri ardına anımsayarak, nihayet bellek kaymasına benzeyen bazı boşluklarımı doldurabildim. Bu şekilde, don<br />Juan&#039;ın rüya görme sanatı derslerinin kendine özgü sürekliliğini. gündelik yaşam bilinci ile ikinci dikkatin bilinçliliği arasında bana mekik dokuttuğu için yitirmiş olduğum sürekliliği yakaladım. Bu çalışma, o yeniden düzenlemenin sonucudur.<br />Tüm bunlar beni sözlerimin son bölümüne getiriyor: bu kitabı yazmamın nedenine. Don Juan&#039;ın rüya görme sanatı konusundaki derslerinin en büyük bölümü elimde olduğundan, gelecekteki bir çalışmada son dört öğrencisinin—Florinda Grau, Taisha Abelar, Carol Tiggs ve benim—şu anki konumlarımızı ve ilgi alanlarımızı anlatmak istiyorum. Ancak don Juan&#039;ın rehberliğinin ve üzerimizdeki etkisinin sonuçlarını tanımlayıp açıklamadan önce, şimdi bildiklerimin ışığında, don Juan&#039;ın rüya görme derslerinin daha önce erişemediğim bölümlerini yeniden ele almalıyım.<br />Aslında bu çalışmanın gerçek nedenini en iyi Carol Tiggs tanımlamıştı. Onun inancına göre, don Juan&#039;ın bize miras bıraktığı dünyayı anlatmak, ona olan gönül borcumuzun ve arayışına duyduğumuz bağlılığın temel ifadesidir.</p>]]></summary>
			<author>
				<name><![CDATA[sonsuz]]></name>
				<uri>https://www.sessizbilgi.com/user/2/</uri>
			</author>
			<updated>2020-05-13T00:52:36Z</updated>
			<id>https://www.sessizbilgi.com/topic/216/onsoz-sunus/new/posts/</id>
		</entry>
</feed>
