<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
	<channel>
		<title><![CDATA[Sessiz Bilgi — İz Sürme Sanatı]]></title>
		<link>https://www.sessizbilgi.com/</link>
		<atom:link href="https://www.sessizbilgi.com/feed/rss/forum/9/" rel="self" type="application/rss+xml" />
		<description><![CDATA[Sessiz Bilgi sayfasındaki en son konular.]]></description>
		<lastBuildDate>Wed, 19 Aug 2020 19:46:49 +0000</lastBuildDate>
		<generator>PunBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Kendini önemsemeyi kışkırtmak]]></title>
			<link>https://www.sessizbilgi.com/topic/381/kendini-onemsemeyi-kiskirtmak/new/posts/</link>
			<description><![CDATA[<p>Hayatımdaki yol gösterici kavramları henüz tam olarak tanımlamadığım bir dönemde Castaneda’nın çalışmalarıyla temasa geçmiştim. Onunla ilk karşılaştığımda zaten bazı kitaplarını okumuş durumdaydım, fakat hala anlatılan bazı kavramlar beni sıyırıp geçiyordu. Yine de onların anlamı benim için karanlık, ama kışkırtıcıydı.</p><br /><p>Carlos’un benzersiz bir öğretim tarzı vardı. Sadece bir bakışıyla insanlarda kendini önemsemeyi kışkırtmayı başarıyordu. Bazı insanlar onun etrafındayken kişisel önemlilik patlamaları yaşardı.</p><br /><p>Bizim ilişkimiz daima çok iyiydi, buna rağmen buluşmadığımız ve konuşmadığımız zamanlar olurdu. Sanki Nagual bana iyileşmem, derslerini özümsemem için zaman verme fırsatı sağlamak istiyordu.</p><br /><p>Carlos ilişkimiz için benden tamamen bir gizlilik talep ediyordu, bu konuda başarısız olursam benimle görüşmeyi kesmekle tehdit etmişti. Sözleri açıktı: “Bu konudan hiç kimseye bahsetme!”</p><br /><p>Bu durumda, onun bu talebinin nedenlerini anlamasam da utangaç ve yalnız doğam bu şartı yerine getirmemi kolaylaştırdı. Başka bir talebi de konuşmalarımızı sistematik olarak not almamdı. Bunların bir gün bana hizmet edebileceğini öne sürüyordu. Buna şaşırmıştım çünkü derslerini dinleyen insanlara hiçbir şeyi not almak zorunda olmadıklarını söylüyordu. Bu bağlamda, akademik eğitimimin bana büyük yardımı oldu.</p><br /><p>İnsanlarla nasıl dalga geçtiğini hatırlıyorum, bu onların en ufak bir baskı altında her birinin çaresiz bir avuç egomanyak olduğunu tasdikliyordu. Bazıları onun söylediklerinden ötürü incinerek, kızgınlıkla ayrılıyor ve saçma sapan şeyler söyleyerek ilişkiyi bitiriyorlardı. Onun kendisi hakkında söylenenleri tekrarladığında gülmekten neredeyse öleceğini görmek komikti.</p><br /><p>Onu rahatsız eden şey öğretiyi bozan insanların sonu olmamasıydı. Bize Victor Sanchez’in utanmadan adını istismar ederek, Castaneda kitapları üzerinden kurslar düzenlediğini ve kar sağladığı örneğini verdi. Castaneda avukat tutarak adını kullanıp yazdıklarından izinsiz alıntı yapanları durdurmak için yasal yollara bile başvurdu.</p><br /><p>Carlos bunların sihirsel mülkün fikirleri olduğunu ve saygı gösterilmeleri gerektiğini belirtiyordu. Çok sabırlı ve metodik girişimlerle büyücülerin bilgisini açıklamasından dolayı bizim ona minnettar olmamız gerektiğini, eğer Don Juan’ın elinde olsaydık hiç kuşkusuz bizi bir çuvala koyup biz dersimizi alana kadar tekmeleyeceğini söyledi: &quot;hiç zaman yok!&quot;</p><br /><p>Castaneda’nın insanlar hakkındaki detaylı yorumlamaları benim merakımı uyandırmıştı. Bu kadar çok detayı kesinkinlikle bilmesinden dolayı şüpheye düşmüştüm. Takipçileri arasında casusları olup olmadığını sorduğumda birçok insanın kendisine ne olup bittiğini anlattığını, ancak kendisindeki bu keskinliğin başka bir taraftan geldiğini söyledi.</p><br /><p>Başkalarının düşüncelerini algıladığını ve rüya elçisinin dikkatinin merkezindeki her bir kişi hakkında anlattığını belirtti. Benim düşüncelerimi bilip bilmediğini sordum. Yüzümdeki endişeyi görünce, gülümsedi ve komik bir ses tonuyla, aşık bir ruh olduğumu söyledi. Yasak bir şey yaparken yakalanmış bir çocuk gibi kızardım.</p><br /><p>Ayrıca bana kendisiyle görülme niyetiyle ona yakın olmak isteyen insanlardan söz etti. Bu bireyleri anlamanın kolay olduğunu, çünkü ilk istedikleri şeyin imza olduğunu söyledi. Diğerleriyse kendi okullarına öğrenci çekmek için ilişkiyi sağmayı denemişlerdi. Ayrıca kendisinin halefi olmak için keşfedilme ve fark edilme umuduyla gelenler de vardı. Bu insanların yavru köpeğimsi bakışlarını taklit ederek “Lütfen, bana bak! Ben burdayım” demesiyle dalga geçtiğini izlediğimde kahkahadan boğuluyordum.</p><br /><p>“Ve tabii onların ne kadar harika olduklarını fark etmekte başarısız olursam bana öfkeleniyorlardı. Bu sadece benim ne kadar kötü olduğum değil, hepimiz hakkındaydı” demişti, kendi kuşağına gönderme yaparak.</p>]]></description>
			<author><![CDATA[null@example.com (Karga)]]></author>
			<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 19:46:49 +0000</pubDate>
			<guid>https://www.sessizbilgi.com/topic/381/kendini-onemsemeyi-kiskirtmak/new/posts/</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zihni meşgul etme]]></title>
			<link>https://www.sessizbilgi.com/topic/375/zihni-mesgul-etme/new/posts/</link>
			<description><![CDATA[<p>Zihni eğitmek gerçek büyücülerin kaçamağıdır. Zihinlerini kasten çözümlemeler ve akıl yürütmelerle meşgul ederek algının engelllenmemiş diğer alanlarını keşfetmek için serbest kalırlar.Bir başka deyişle, mantıklı yanımız akademik uğraşların biçimciliği ile meşgulken, büyücülerin çift olarak adlandırdıkları erk ile dolu olan yanımız ya da mantık dışı yanımız büyücülüğün görevlerini yerine getirmekle uğraşır. Bu şekilde şüpheci ve çözümlemeci zihin, mantık dışı düzeyde olanlara burnunu sokmaz, hatta burada olanları fark edemez.</p>]]></description>
			<author><![CDATA[null@example.com (Karga)]]></author>
			<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 11:25:52 +0000</pubDate>
			<guid>https://www.sessizbilgi.com/topic/375/zihni-mesgul-etme/new/posts/</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İz sürme]]></title>
			<link>https://www.sessizbilgi.com/topic/314/iz-surme/new/posts/</link>
			<description><![CDATA[<p>İZ SÜRMENİN TEMEL KURALLARI</p><br /><p>* İz sürücü dünyanın sonsuz bir giz olduğunu varsayar.</p><br /><p>* İz sürücü, bu gizi çözmeye çalışmalıdır, ancak bunun için en ufak bir olanak olmadığını kavrar.</p><p>...</p><p>* İz sürücü kendisini de bir giz olarak görür.</p><br /><p>İZ SÜRMENİN İLKELERİ</p><p>1. Her zaman kendi savaş alanını seç.</p><br /><p>2. Önemsiz bütün öğeleri yok et.</p><br /><p>3. Her savaşı ölüm kalım mücadelesi say.</p><br /><p>4. Zor durumlarda, gevşe, kendini bırak, hiçbir şeyden korkma. Ancak o zaman sana kılavuzluk eden erkler,sana yolu açacaktır.</p><br /><p>5. Üzerine gelinmesine izin verme. Senden daha büyük güçlerle karşılaştığında, bir anlığına geri çekil, ve zihnini durdur.</p><br /><p>6.Bir iz sürücü zamanı sıkıştırır, her anın önemi vardır.</p><br /><p>7. Asla niyetini açıklama. Bir iz sürücü kimseye karşı açık değildir.</p><br /><p>İZ SÜRMENİN DÖRT DUYGU DURUMU</p><br /><p>Acımasızlık : insanın kendine acıma duymamamsıyla başlar ve yaşamın her yanına uygulanır. Acıma, büyüklenmenin bir diğer yüzünden başka bir şey değildir. Ne var ki, acımasızlığın kaba davranmakla bir ilgisi yoktur.</p><br /><p>Zeka : Entellektüelliğin sezgiye akıldan daha yakın bir türüyle ilgilidir. Ancak sinsi veya zeki olmak, gaddar olmak anlamına gelmez.</p><br /><p>Sabır: Her şeyi uygun zamanında yapar. Harekete geçmek için doğru bir an vardır. Sabırlı ama aktif olmalısınız. Sabırlı olmak ihmalkarlık değildir.</p><br /><p>Sevimlilik : Kendini çok ciddiye almamamaktır. İnsanın kendisine gülebilme erki bir savaşçı olarak onu ince, çekici ve aynı zamanda, bir yok edici kılar. Sevimlilik, aptallıkla karıştırılmamalıdır.</p>]]></description>
			<author><![CDATA[null@example.com (Karga)]]></author>
			<pubDate>Wed, 24 Jun 2020 13:43:55 +0000</pubDate>
			<guid>https://www.sessizbilgi.com/topic/314/iz-surme/new/posts/</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yağmacılar, uçucular ve hastalıklar]]></title>
			<link>https://www.sessizbilgi.com/topic/311/yagmacilar-ucucular-ve-hastaliklar/new/posts/</link>
			<description><![CDATA[<p>zamurito - 27 Mayıs 2010</p><br /><p>Uçucular malumunuz. Birleşim noktamızı şu anki konumunda sabitleyerek bizde kişisel önemlilik duyumu yaratırlar ve bu önemlilik duyumunun yardımıyla kişisel yansımamızla oynayarak enerjimizi alırlar.</p><br /><p>&quot;Bunlar kendi bilinç kotalarını toplamak için düzenli aralıklarla gelen asalaklar. Sadece hayatta kalmayı sürdürebilmemize yetecek kadarını bırakırlar bize ve bazen de bunu bile bırakmazlar. Bazen gereğinden fazlasını alırlar ve insan ağır hasta olur ve hatta bundan ölebilir.&quot; Carlos Castaneda</p><br /><p>Hastalık denen durumu bu açıdan değerlendirmek hayli ilginç. Bunun, bir hastalığı tedavi etmekle ilgili çok önemli bir ipucunu verdiği ortada. Savaşçının yolu, uçucuların enerji transferi yapmalarını engelleyen bir enerji biriktirme yolu olduğuna göre, Don Juan&#039;ın neden &quot;Savaşçının yolu sağlığın şahikasıdır&quot; dediği de gayet anlaşılır oluyor. Bu açıdan bakarsak herhangi bir hastalığın tedavi edilmesiyle ilgili çok heyecan verici bir seçeneğe sahip oluruz.</p><br /><p>Kendimize verdiğimiz akıl dışı önemden kurtulmamız ve her daim kendimize gülebilmemiz dileğiyle herkese sevgiler...</p>]]></description>
			<author><![CDATA[null@example.com (Karga)]]></author>
			<pubDate>Thu, 18 Jun 2020 17:58:35 +0000</pubDate>
			<guid>https://www.sessizbilgi.com/topic/311/yagmacilar-ucucular-ve-hastaliklar/new/posts/</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yapmama ve iz sürme]]></title>
			<link>https://www.sessizbilgi.com/topic/307/yapmama-ve-iz-surme/new/posts/</link>
			<description><![CDATA[<p>tinali -&nbsp; 23 Mart 2010</p><br /><p>Taisha Abelar&#039;ın kitabında dün gönderdiğim alıntı, bir iz sürücünün kendine nasıl bakması gerektiği yolunda bir yaklaşımdı. Bu bakış açısından devamla sık sık karıştırdığımızı sandığım iki kavramı tartışmaya açmak istiyorum. Yapmama ve iz sürme. Yapmama için aynı kitapta şöyle bir açıklama yapılıyor.</p><br /><p>&quot;Yapmama, bize zorla verilen envarter defterinde bulunmayan herhangi bir şey anlamına gelir. Bize zorla verilen envarter defterinde bulunan herhangi bir nesneyle uğraştığımızda, yapıyoruzdur, envarter defterinin bir parçası olmayan herhangi bir şeyse, yapmamadır.&quot;</p><br /><p>Buradan anladığım yapmama günlük yaşam alışkanlıklarında bir kırılmayı ve bunun bizde yarattığı toplumsal baskıdan çıkmayı getirir.(Bu konuda çok sıkı eğitim aldım. K.A.L de okurken, yolda simit yemek, gülmek, düğme açmak (vs) yasaktı görüldüğü takdirde çok ağır cezalara çarptırılırdık . Bu toplumsal şartlanma öyle sert gelişti ve bedenselleşti ki, yazlık yerlerde bile şort giymeye çok zor alıştım, hala bile yolda bir şey yemek hoş gelmez.)</p><br /><p>Neyse, geri geri yürümek,sağ elle yazıyorsanız sol elle yazmak gibi. Elbette burada en temel noktalardan biri, çıkarları gerektirmedikçe yerinden kıpırdamayan günümüz insanının, çıkarlarına ters davranması, çıkar gözetmeksizin davranması , bir yapmamadır. Buradaki çıkar konusunu sadece maddi olarak değil elbet çok yönlü düşünülmeli.</p><br /><p>Örneğin toplantıda insanların birbirine sırtını dönerek oturarak sunumu yapmak, işlerini gece karanlıkta görmek, ışık kullanmadan yemek yapmak,sofra kurmak,yazı yazmak, resim yapmak vs. Yoksa ben nazik biriyim diye kendinizi tanımlayıp şimdi kaba biri olacağım demek yapmama olmuyor sanırım. Çünkü zaten herkes zaman zaman bu olmuştur ve bu sizde olmasa bile envarter defterinizde vardır. Yağmacıların bizler kadar çeşitli ve yaratıcı olduğunu sanmıyorum. Mizah duygusundan yoksun varlıklardan ne beklenirki.</p><br /><p>İz sürmeyi ise, daha stratejik ve kişiliğimizi oluşturduğunu sandığımız, tanımlamalarımıza ve davranışlarımıza indirdiğimiz darbeler bütünü olarak anlamaktayım.</p><p>Yeni görücülerin eski büyücülere bir katkısı olarak iz sürmeyi, gerek içerik olarak, gerekse ilkesel olarak, çok daha geniş bir alanı kapsayan ve yaşamın her anında uygulanması gereken bir dirilik ve uyanıklık durumu olarak algılamaktayım İz sürme yaşam alanını bir savaş alanı olarak görür, ancak savaşan güçler kendi güçleridir. Kendini avlayan bir avcıyla betimlediğim bir durum bu.</p><br /><p>İz sürmeyle ilgili olarak anladığım ise , hiç olmadığınız bir durumu ya da olduğunuz durumu, hiç denemediğiniz bir amaç doğrultusunda yapmalı ve sürekli olarak kendinizi denetleyerek bu durumu sürdürmeyi başarmalıyız. Burada özellikle, zeki, sabırlı, acımasız, kibar olmanın öneminin vurgulandığını anımsıyorum.İz sürme amaçlıdır.</p><br /><p>Bu konuda ki örnekler kişiliğimizin bütün yanlarının , bütün erkimizin kullanılması ve kendimize yönelik bütün tanımlamaların dışına çıkılmasını getirir. Örneğin özellikle toplumsal açıdan karşı olduğunuz konumlara özellikle dini çevrelere girmek konusu sanırım ilgi çekici olabilir.Eski nagualler kiliselerde yaşar gibiler:) Daha yaratıcı bir şeylerde olabilir,düşünülebilir. İçsel sessizlik yol gösterici olabilir.Tin de. Ancak iz sürmeyi sürekli ve düzenli bir eylem olarak düşünebilmeliyiz.</p><br /><p>sevgi ve saygılarımla , hoşça kalın</p>]]></description>
			<author><![CDATA[null@example.com (Karga)]]></author>
			<pubDate>Mon, 15 Jun 2020 23:39:17 +0000</pubDate>
			<guid>https://www.sessizbilgi.com/topic/307/yapmama-ve-iz-surme/new/posts/</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kendine meydan okuma]]></title>
			<link>https://www.sessizbilgi.com/topic/306/kendine-meydan-okuma/new/posts/</link>
			<description><![CDATA[<p>Kendine meydan okumak, Castaneda kitaplarında önemle vurgulanan ve değişimi sağlayan, yaşamımızdaki en ilginç ve etkili manevralardan biridir. Kendine meydan okuma, aynı zamanda yaşama da meydan okumadır.</p><br /><p>Yaşam bizi kimi kilit olaylarla bir yerlere sürükler. Çoğu kez seçim bize ait gibi görünse de bizi etkileyen bir çok faktörün etkisi ile belki de hiç mutlu olmayacağımız yönlere gideriz. Sonraları güvenli olduğunu düşündüğümüz bu yaşam alanımızda mümkün olduğunca onu sarsmadan ve güvenliği bozmadan yaşamaya devam ederiz. Öyle bir zaman gelir ki bizi hapseden bu alana sıkı sıkıya yapışıp kalırız. Aynı zamanda bu yaşam alanının bizi şekillendirdiği bir benlik durumunu da benimser, diğer yönlerimizi geri plana atar ve bu benliğe de yapışıp kalırız ve o “ben” olur. Bunu yapmak ve kabullenmek aslında hayatta kalabilmek için gereklidir. Hassas olan hem iç dengemizi hem de dış dengeleri korumak adına kabullenmek zorunda kaldığımız bir durumdur bu. Ancak bana göre bu “yaşamda av” olmaktır. Kendine meydan okuma ise yaşamda av olmak yerine “avcı” olmayı seçenlerin yoludur. Yani kendine meydan okuyarak, yaşama da meydan okumak.</p><br /><p>Bu zor ve güvenliksiz gibi görünen bir yoldur ancak insana esneklik kazandırır. Kalıpları kırabilmeyi ve en önemlisi “özgürlüğü” kazandırır, hem iç hem de dış özgürlüğü. Bunu yapabilmenin ilk adımı bana göre basit bir soruyla başlar; “Bunu yapabilir miyim?” veya “Bunu yapmayabilir miyim?” ya da daha genel olarak “Değişebilir miyim?”</p><br /><p>Herkesin değişmesini istediği bir şeyler var. Kimi kişilik özelliklerinden bazısını değitirmek ister, kimi yaşamında memnun olmadığı konumu vb. Bunun için şimdilerde bol bol kitaplar çıkıyor, yeni uygulamalar geliyor, workshoplar düzenleniyor. Tüm bunlarla kaç kişi gerçekten istediği değişimi yakalayabildi merak ediyorum. Ya da gerçekleşen değişim gerçekten özgürlüğe ve bizim seçimlerimize ait bir değişim mi, yoksa yine bize belli belirsiz dayatılan şeylere ilişkin değişimler mi? Kimi yüzeysel şeylerin değişimi de bizi bir süre sonra tatmin etmeyecek ve yeni yollar aramaya itecektir. Değişim ciddi bir meydan okumayı gerektirir oysa.</p><br /><p>Castaneda öğretilerinde yer alan meydan okumanın adımlarından biri de iz sürücülüktür. Kişinin kendi izini sürebilmesi, kendini avlaması ve avladığı bu noktada da kendine meydan okuması ki bu düşkünlüklerimize meydan okumadır aslında. Yapışıp kaldığımız benlik durumlarına meydan okumadır. Bir durumda “yapabilir miyim?” sorusu aslında kendi izimizi sürmeye yardımcı olur ve eğer yapamayacağımızı düşünüyorsak kendimizi avlamış oluruz. ‘’Yapamam çünkü...” Aslında burada da önemli bir nokta var, zarar görmeden yapabilmek. Yani avcı olmak. Avcı olma ise, denetim, disiplin, zeka, kurnazlık, strateji ve sabır gibi unsurlardan oluşuyor. Eğer bunlardan bir kaçını kullanarak “yapamam çünkü...” nün gerekçelerini bertaraf edebiliyorsak, ikinci aşamada bunu gerçekleştirmek için kendimize meydan okumaya başlayabiliriz. Somut gerekçeler ortadan kalktıktan sonra bizi engelleyen şey büyük ihtimalle egomuz olur. Bundan sonra savaşımız egoyla ve diğer düşkünlük gösterdiğimiz duygularladır.</p><br /><p>Yukarıda da değindiğim gibi benliğimize sıkı sıkıya yapışıp kalmak güvenliğimizi sağlamak içindir ancak bunun bedeli özgür olmamaktır. Özgür olamadığımız sürece sürekli şikayetçi olma ve bitmek tükenmek bilmeyen bir arayış içinde kalırız ya da bu durumu da aşıp, içimizdeki coşkuyu, heyecanı sindiren kabullenme yani uyuşma-uyuklama- durumuna geçeriz ve yaşam da bu şekilde sürüp gider. Meydan okumada ise “yapabilirim” diyebiliriz, ama yapmasak da yapabildiğimizi biliriz. Yaşamın dalgalanmalarında yeni alanlara geçme cesareti bulabiliriz, yeniden başlama cesareti bulabiliriz. Bizi her yanımızdan bağlayan (ama dengede tuttuğunu düşündüğümüz) bir sürü ipi çıkarıp atabiliriz. Çünkü esnek, uçucu ve akıcı olabiliriz. Bu seçimi yapmak zor gibi görünse de, bizi ve bağlı olduğumuz şeyleri sarsacağını düşünsek de aslında kurtuluştur bu. Aklıma en yakın benzetme olarak tarottaki yıkılan kule kartı geliyor. Kule yıkılır, güvenliğimiz sarsılır, düşeriz ama esaretten kurtuluştur aslında bu. Daha önceki bir yazımda da değindiğim gibi “kendine acımama” ve “kendini önemsememe” bir anlamda bu sarsıntıyı en iyi atlatmamızı sağlayan araçlardır.</p><br /><p>Yaşam bir savaş alanıdır aslında. Ya savaşıp “bize ait olan, bizim seçimimiz olan yaşamı” avlarız ya da avlanırız. Savaşanlar için bu savaş hiç bitmez, her yeni adım, her değişim yeni bir savaştır, zordur. Ama özgürlük için bunu yapmaya değmez mi?</p><br /><p>burcu barış künar 2006</p>]]></description>
			<author><![CDATA[null@example.com (Karga)]]></author>
			<pubDate>Mon, 15 Jun 2020 23:37:26 +0000</pubDate>
			<guid>https://www.sessizbilgi.com/topic/306/kendine-meydan-okuma/new/posts/</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Savaşçının havası, yenilgisi ve zaferi]]></title>
			<link>https://www.sessizbilgi.com/topic/303/savascinin-havasi-yenilgisi-ve-zaferi/new/posts/</link>
			<description><![CDATA[<p>&quot;onu dikkatle izlersen eğer isidoro baltazar&#039;ın (carlos castaneda) sevgi ya da onay aramadığını göreceksin, her koşul altında etkilenmeden kaldığını göreceksin. hiçbir şey talep etmez, yine de kendinden her şeyi vermek ister. tinden müşfik bir sözcük, uygun bir davranış şeklinde bir işaret bekler arzuyla ve bu imi aldığı zaman, çabalarını iki katına çıkararak teşekkürlerini ifade eder.&quot;</p><br /><p>&quot;isidoro baltazar yargılamaz. dinlemek için, izlemek için kendisini kuvvetle hiçe indirger, böylelikle zafer kazanabilir ve bu zaferiyle mütevazılaşır ya da yenilir ve bu yenilgisiyle büyür.&quot;</p><br /><p>&quot;dikkatle izlersen eğer, isidoro baltazar&#039;ın teslim olmadığını göreceksin. yenik düşebilir, ama asla teslim olmaz. ve hepsinden öte isidoro baltazar özgürdür.&quot;</p><br /><p>florinda matus</p>]]></description>
			<author><![CDATA[null@example.com (Karga)]]></author>
			<pubDate>Sat, 13 Jun 2020 10:33:21 +0000</pubDate>
			<guid>https://www.sessizbilgi.com/topic/303/savascinin-havasi-yenilgisi-ve-zaferi/new/posts/</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İnsan biçimini yitirmek]]></title>
			<link>https://www.sessizbilgi.com/topic/302/insan-bicimini-yitirmek/new/posts/</link>
			<description><![CDATA[<p>Köyün Delisi -&nbsp; 23 Aralık 2009</p><br /><p>İnsan biçimini yitirmekten ne anladığınızı merak ediyorum.</p><br /><p>Sessiz bilginin Naguali kendini silmenin insan biçimini yitirmek olduğunu yazmış...</p><br /><p>Kendini silmenin ne olduğunu bilmiyorum ama, insan biçiminin yitirilmesinin insanı fiziksel formunun dışında çakıl taşına, kuşa falan çevirmesi manasına gelmediğini de biliyorum.</p><br /><p>İnsan biçimi/kalıbı derken kastedilen şeyin ne olduğunu düşünüyorsunuz?</p><br /><p>İnsan biçimi yağmacı zihin tarafından öğretilen bir durum mudur?</p>]]></description>
			<author><![CDATA[null@example.com (Karga)]]></author>
			<pubDate>Sat, 13 Jun 2020 10:29:31 +0000</pubDate>
			<guid>https://www.sessizbilgi.com/topic/302/insan-bicimini-yitirmek/new/posts/</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kendini önemseme üzerine -2]]></title>
			<link>https://www.sessizbilgi.com/topic/301/kendini-onemseme-uzerine-2/new/posts/</link>
			<description><![CDATA[<p>tinali -&nbsp; 20 Aralık 2009</p><br /><p>Şimdi geldiğimiz bu durumda size yeni bir önerim olacak, hiç Kutsal bir kitap okudunuz mu, gerçek bir öğrenmek isteyen olarak ama... Ya da siz hiçbir kitabı bilgilenmek, kendi içinizdeki merak ateşine bir son vermek için okudunuz mu? Ya da bilginin erinç veren duygulanımından yararlanmak için okudunuz mu tutkulu bir merakın yakıcılığına son vermek için okudunuz mu , bir romandan söz gelimi Tutunamayanlar&#039;dan, ya da Yüzyıllık yalnızlıktan, belki Ölü canlardan edindiğiniz duygulanımı takip etmekten hoşlandınız mı, boğazınızda sevinç boğumları duydunuz mu ? Yani bu kendi varoluşunuzun yine kendi var oluşundan duyduğu hazzı paylaştınız mı, araya kimseler sokmadan ve salt kendi oluşunuzun bir anında buluşup kim bilir belki bekçi Murtaza&#039;yla ya da bir başkasıyla derin bir sızı duydunuz mu ve ardından okkalı bir sövgü çıktımı ağzınızdan ve sizle hiçbir ilgisi yokken , ve durup dururken, sahi sizin hiç ölümünüz oldu mu? Sonsuzlukta çakılı bir ölünüz, Sen Antuan&#039;dan içeri girince sizi karşılaması gibi İsa&#039;nın...</p><p>Kuşların istedikleri rüzgarı bulmaları gibi bir durumunuz oldu mu ya da ... ya da nasıl diyeyim bilmem ki, sahi siz erk bir duygu derken neyi anladınız, sevgililer sevgilisi, canım efendim.</p><p>Ben senin izini sürmüştüm oysa Taif&#039;te, birden Golgata&#039;da bulmuştum kendimi ve taşları kıyılara dizen ilk denizcilerdi Odin miydi , ne fark eder dediler oysa ve haklılar elbet o küçük iç bahçelerine çiçek ekenlerin kırlara bakışı... Ancak ben bir gün şaştım kaldım, kitap yazanların, uzun kılıçlar gecesini düzenleyenlerle aynı sayılmasında cahilliğimize ve yüreksizliğimize bahaneler üretmekteki zekiliğimize şaştım. Bir bank kadar sessiz kaldım , o her zamanki parkta ve bizim için boş kalan bank kadar sessiz...Elbette bir gün aklınıza gelecektir , kaçınılmaz karşılaşmadır bu bir kol atımı uzaklıktadır, bir omuz boşluğu gibi asılı. Yüreğinizde bir darlık, ve kaygılı, kaydırılmış anlamları düzenlemek için , tepkili duygu makineleri yapabilen bir nagual ararsanız , ki mutlak arayacaksınız, Elias&#039;a başvurunuz.</p><br /><p>Başvurunuz titizce incelenecek, üç soru sorulacaktır.</p><br /><p>Kimse beni sevmiyorlar için yılbaşında partiler veriyorlar zamanında kendimize bir yer ayırtalım, en önlerden ve kafalarımıza mumlar takarak(bu bizim aydın ve zeki ve yakıcı ve de fütursuz , ateşten korkmayan cesur bir kişilik olduğumuzu anlatacaktır) belirtelim farklıyız ve övelim cahilliğimizi, herkes bir kez daha bilmeliki , bilmeli , bilme, bil...</p><p>N&#039;olacak? Hiç ... oldu O zaman...</p><br /><p>Aynaya sıkışan bir şehirde oldu ilk öpüşmem,</p><p>İşte bundandır herkesden çok aynaları sevmem</p><br /><p>Kısmetse gelecek bölüm, belki hiç gelmeyebilir şu soruyla başlamalı , randevulaşalım elbet bu sorunun zamanında...</p><p>&#039;Ya da bir kitabı neyin kutsal yaptığını hiç düşündünüz mü bir ölünün başında bütün gece beklerken ?&#039;</p>]]></description>
			<author><![CDATA[null@example.com (Karga)]]></author>
			<pubDate>Sat, 13 Jun 2020 10:28:01 +0000</pubDate>
			<guid>https://www.sessizbilgi.com/topic/301/kendini-onemseme-uzerine-2/new/posts/</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kendimizin izini sürmek]]></title>
			<link>https://www.sessizbilgi.com/topic/299/kendimizin-izini-surmek/new/posts/</link>
			<description><![CDATA[<p>Sadece üyelerin görebildiği özetleme defteri diye bir bölüm var ve orada ben bilgi yolunda karşılaştığım herkesi yazacağım ismini vermeden. Ama tabi çoğunuz kimin kim olduğunu anlayacaksınız. </p><p>Yazarken epey eğleneceğimi düşünüyorum da sonrasında ne olur bilmiyorum. Amaan ölümün dokunmadığı hiç bir şeyi fazla önemsememek lazım. Hem biraz dedikodu kendi kişisel önemimize ufak bir darbeden başka bir şey yapmaz.</p><p>En çok kendimle eğleneceğim merak etmeyin. </p><p>Sonra vay efendim benimle dalga geçmişsin falan demeyin.</p>]]></description>
			<author><![CDATA[null@example.com (Karga)]]></author>
			<pubDate>Sat, 13 Jun 2020 01:07:01 +0000</pubDate>
			<guid>https://www.sessizbilgi.com/topic/299/kendimizin-izini-surmek/new/posts/</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kendini önemseme üzerine]]></title>
			<link>https://www.sessizbilgi.com/topic/297/kendini-onemseme-uzerine/new/posts/</link>
			<description><![CDATA[<p>tinali -&nbsp; 16 Kasım 2009</p><br /><p>Sanırım bu benim yazgımın bir parçası... Geçmişte benzer biçimde tartışmalar içinde yer almıştım.</p><p>Ancak o zaman bu konuşmalar daha sert ve daha netti. Çünkü eğilimler belliydi , kurallarda. Üstelik hataların cezalandırılması çok acı bir biçimde olurdu. Oldu da netekim. Ancak şunu unutmamalıyız ki yaşamdan daha acımasız olamaz hiçbir şey. Sadece görüntüler yumuşar ya da yumuşatırız , birbirimizden uzaklığımızca diğerlerini görmeyiz. Sadece kendimizle kalırız, kendimizi haklı çıkartırız. Dünyanın merkezine konarız ve her şey etrafımızda döner. Hatta kafamızda ki kalıba sokarız dünyayı , sürekli olarak destekler ararız kendimize , bilimden, dinden ve hatta Castaneda&#039; dan... Pek yaşamdan koymayız nedense. Tinden hiç bi şi koymayız. Kendi tinimizi takip etmek yerine , her şeyi her türlü bilgiyi koyarız. Tek tini takip etmeyiz. Takip etme çabasına da karşı çıkarız, biz kimiz. Ancak şimdi toplumsal uzlaşmalar ya da zıtlıklarla ilgili olmayan çok kişisel ancak bir o kadarda toplumsal bir durum söz konusu. Yeryüzünün kendilik bilincinin değişim günleri, insana yeni bir durum sunuyor . Yani uyuşturma işlemi her gün daha başarılı olarak gerçekleşiyor. Ancak her durum iki yüzü de beraberinde getiriyor. Biri artık her şeyin yittiği bir insanlık dehşetini, diğeri ise bunca karmaşa arasında aradan sıyrılma görkemini.. Bu durumdan yararlanarak mutlak özgürlüğe ulaşabilme şansı. Bir anlık, bir kesme şeker büyüklüğünde bir şans. Bu şans kıstırılmış insanlığımız için çok önemli. Elbette böyle hissedenler için , yoksa kıstırılamamış ve dünya ondan , o dünyadan memnun olanlar için değil , bu durum. Bu durum elbette yeryüzü sevgisi ile ilgili değil.</p><br /><p>Neyse konu çok net kendini önemseme ; üstelik bir savaşçı topluluğunun gerek gelenek , gerekse yaşam tarzı olarak bu güne dek kırık dökük çabalar dışında, oluşmadığı bu toprakların insanlarından bir savaşçı topluluğu oluşturmak. Hiç festivalimiz olmadı bizim... Bir eleştiri geleneğimizde. Ancak çok iyi suçlama geleneğimiz var. Suçlama ile eleştiri arasındaki farkı anlamak belki iyi bir adım olabilir. Bu süreç sancılı bir süreçtir ve her zaman tuhaflıklar ve zıtlıklar içerir. Kişiler bile kendi içlerinde bir o eğilime , ardından diğer eğilime savrulur. Bunu önlemenin tek yolu denetimli delilik olarak adlandırılabilen davranış da bulunabilmek ve kendine gülümsemek. Bu davranışı uygulamak, yoldaşça ilişkiler olmadan çok zordur. Ne yazık ki yoldaşça ilişkiler bu ülkeyi 500 yıl önce terk etmiştir. Ve ortak iş ilişkileri dışında dayanışma ; birbiriyle ortak bir hedefe doğru yürümek için destek ve bütünlük ve de bir insan topluluğunun yaşayan organizma haline gelebilme şansı neredeyse yok denecek kadar azdır. Herkesin yalnız olduğu bir dünyada salt bu nedenle bu ülke insanı iki kat yalnızdır. Ve bu da onun kendini iki kat önemsemesini, karşısındakini ise iki kat kibirli görmesini ve bunun sonucu güvenmemesini getirmekte. Bunun nedenleri değil elbette bizi ilgilendiren. Bu pratik sorunun üstesinden gelmek için neler yapılabilir bunu tartışmaya çalışmak elimden geldiğince. Çünkü buna gereksinmem olduğunu sanıyorum. Belki yeni fikirler oluşur, kolaylaşır yollar.</p><br /><p>Sonuçta yaralı hayvanlarız, birbirimizin yaralarını yalayarak iyileştirebilir miyiz, bilmem ? Bu eylem kendini önemsemeyi azaltır mı onu da bilmem ama düşünmeye değmez mi?</p>]]></description>
			<author><![CDATA[null@example.com (Karga)]]></author>
			<pubDate>Fri, 12 Jun 2020 12:23:03 +0000</pubDate>
			<guid>https://www.sessizbilgi.com/topic/297/kendini-onemseme-uzerine/new/posts/</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir tanımın tutsakları]]></title>
			<link>https://www.sessizbilgi.com/topic/294/bir-tanimin-tutsaklari/new/posts/</link>
			<description><![CDATA[<p>“Benlik (ego) derken kastım, “ben” sözcüğünü söylediğimizde kapsanan şeylerin tümüdür. Peki bu “ben” tam olarak nedir? Pek bilmiyorum ama kafamın içinde, gözlerimin arkasında yer alıyormuş gibi geliyor. Peki ya beden? Bedenin “ben” olmadığını, ama kullanmak için sahip olduğum bir şey olduğunu hissediyorum; ulaşım için, başkalarına gösteriş yapmak için vb. Bu yüzden “benim” bedenim olarak anılıyor…</p><br /><p>Eğer benlik benim değilse, peki nedir? Neden yapılmıştır? Saçma ama doğru yanıt: hiçbir şey. Eğer kuşkusu olan biri varsa buyursun arasın. Eğer insan bedenini açıp incelersek kalp, akciğer, damarlar, kan, bezler, beyin gibi pek çok şey buluruz. Ama benlik bulamayız. Doğrusu yeni doğmuş bir bebekte de benlik bulamazsınız.</p><br /><p>Buna mantıklı, normal bir insan pekala şöyle tepki verebilir: “ama bu olanaksız! Benlik hiçbir şey mi? Ben hiçbir şey miyim? Bu var olmadığım anlamına gelir. Ama tabi ki varım.”</p><br /><p>Mantıklı olan ama pek normal olmayan bir insanın yanıtı şu olabilir: “Çok iyi. Sanırım varsın. Ama eğer sen bir “ben” (ego) değilsen ve “ben” dediğinde bedeninden söz etmiyorsan, o takdirde neden söz ediyorsun? Sen nesin? Kendine “ben” dedirten sen kimsin? Neden yapıldın?”</p><br /><p>Tipik bir insanın yanıtları:</p><br /><p>-ben tembelim</p><br /><p>-kadınlardan korkarım</p><br /><p>-İyi bir kocayım</p><br /><p>-Ben samimi bir insanım</p><br /><p>-falanım filanım</p><br /><p>Doğru. Benlik bunların hepsidir. Benlik bu tanımdır. Kesinlikle. Benlik bir tanımdır. Sözcükler, sadece sözcükler. Belli bir gerçekliği yoktur sözcüklerin. Dahası, benlik belirli bir hiçlik yığınıdır; onun sözde gerçekliği bizim o sanki gerçek imişçesine davranmakta ısrar etmemizden kaynaklanır.</p><br /><p>Hepimiz, benliğin bizim tek gerçekliğimiz olduğuna ve sonsuza dek de hep öyle olacağına inanmak üzere eğitildik. Hep öyle olmamış olduğumuzu unuttuk. Bir zamanlar “biçimsiz” olduğumuzu, bunun bizi hayrete düşürdüğünü, her şeyi ve herkesi bir keşif, bir bilinmez olarak hissetmemizi sağladığını unuttuk. Kendimizin ve dünyanın bilinmezliğini unuttuk, zira belirli sınırlarla tanımlanmış bir şey (benlik) olduğumuza inanmaya çalıştık. Aynısını, çağdaş insanın yaşama alanını oluşturan kara büyünün sihrini güçlendirerek çevremizdeki her şey ve herkes için de yaptık: hayal edilemezliği, bilinmeyeni ve yaşıyor olmanın mucizesini bir yığın zırvalığa indirgedik. Üstelik de can sıkıcı bir zırvalık. Kendimizi bir hapishaneye tıkıyor ve buna “ben” diyoruz. Ne harika! İşte karşımızda “şahsiyet” sahibi bir erkek ve kadın var…</p><br /><p>Victor Sanchez - Don Carlos’un Öğretileri – Söz Yayın</p>]]></description>
			<author><![CDATA[null@example.com (Karga)]]></author>
			<pubDate>Fri, 29 May 2020 14:19:35 +0000</pubDate>
			<guid>https://www.sessizbilgi.com/topic/294/bir-tanimin-tutsaklari/new/posts/</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kendiliğindenlik]]></title>
			<link>https://www.sessizbilgi.com/topic/290/kendiligindenlik/new/posts/</link>
			<description><![CDATA[<p>Don Juan bir savaşçının hafif, esnek ve akıcı olması gerektiğini çok sık olarak vurgular. Don Juan&#039;a göre çevresindeki dünyayla uyum içinde değişebilmelidir bir savaşçı. Böyle bir şeyin nasıl başarılacağı konusunu düşünmüşsünüzdür. Yaşam etrafımızda sürekli akıp duruyor. Her zaman bizi yeni kararlar almak durumunda bırakıyor. Sonu bir türlü gelmek bilmeyen bir süreç. Her kararımız sonucunda bir yöne doğru akmaya başlıyoruz veya akamamaya.</p><br /><p>Yaşam akarken, onunla uyum içinde olmak, özgürce akmak için yapmamız gereken şeyin, kendimizi kendiliğindenlikli bir biçimde bırakmak olduğunu söylüyor Esperanza. Esperanza&#039;ya göre İnsanlar, genelde bunu kafa yormadan hareket etmek olarak ele alıyorlar ve bunun sonucunda insanların edimlerindeki kendiliğindenlik, bir kendini bırakma edimi olmaktan çok, bir düşünce eksikliğinden kaynaklanıyor. Esperanza, kendiliğindenliği şöyle tarif ediyor:</p><br /><p>&quot;Gerçekten kendiliğinden olan bir edim, ancak bol bol düşünüp taşındıktan sonra kendini tümüyle bıraktığın bir edimdir. Hiçbirşey beklemediğin, hiçbir şeyden pişman olmadığın için, leyhte ve aleyhte olan bütün noktaların göz önüne alınıp uygun bir şekilde bertaraf edildiği bir edimdir bu. Bu tür edimlerde büyücüler özgürlüğü çağırırlar.&quot;</p><br /><p>Bir tv dizisinde izlemiştim. Bir konuda karar vermek durumunda kalan bir adam geceyi tek başına bir ateş başında geçiriyor. sabah olduğunda ona kararını soranlara şu yanıtı veriyor:</p><p>Bir ırmağa düştüğünde yapabileceğin üç şey vardır:</p><p>-Bir işe yaramayacağını bile bile akıntıya karşı yüzebilirsin. Hem gideceğin yere gidemezsin hem de gücünü aptalca tüketip ölebilirsin.</p><p>-Kendini akıntıya bırakırsın, ırmak seni kendi istediği yere götürür.</p><p>-Hem kendini akıntıya bırakırsın, hem de akıntıyla beraber yüzersin. Böylece ırmağın aktığı yönde senin seçtiğin bir yere gidersin.</p><p>By zamurito</p>]]></description>
			<author><![CDATA[null@example.com (Karga)]]></author>
			<pubDate>Thu, 28 May 2020 14:20:14 +0000</pubDate>
			<guid>https://www.sessizbilgi.com/topic/290/kendiligindenlik/new/posts/</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kendimize gülebilmek]]></title>
			<link>https://www.sessizbilgi.com/topic/289/kendimize-gulebilmek/new/posts/</link>
			<description><![CDATA[<p>Bir savaşçının en büyük düşmanı kendini önemsemektir. Küçümsenecek bir düşman değildir kendini önemsemek. Savaşçı, bu mücadelesine gereken saygıyı göstermelidir. Savaşçının güçlenmesiyle birlikte, kendini önemseme de kendi stratejisini yeniler. Yolun başında biraz dikkatle apaçık görünür olan kendini önemseme durumu, zamanla kendini daha zor görünen maskelerin ardına saklar ve ne yapıp edip kendini gizlemeyi başarır. Sabırlıdır, uygun koşullar oluştuğunda o insana yapacağını yapmak için bıkmadan tetikte bekler. Kendini önemsemenin savaşçıya yaptığı öneriler ve açıklamalar o kadar ustalıklıdır ki rahatlıkla gözden kaçırılabilir. Bir savaşçı en az onun kadar tetikte olmalı ve bu sinsi düşman üzerindeki baskısını asla gevşetmemelidir.</p><br /><p>Carlos Castaneda şu ifadeyi evde görünür bir yere yazmamızı önerir:</p><p>&quot;Kendini önemsemek ölümcüldür!!!&quot;</p><br /><p>Savaşçının ilk yapması gereken kendini önemsemenin, şimdi ve burada, kendisinde olduğunu kabul etmektir. Kendini önemsemenin varlığını kabul etmek zaten olayın yarısıdır. Genelde bu noktada takılırız. Biraz çabalarız ve hemen bir şeyleri çözdüm duygusuna gireriz. Kendini önemseme bizde yokmuş gibi davranırız ve yeniden kendimizi ve yaptıklarımızı ciddiye almaya başlarız. Bu durumda yapabileceğimiz en etkili şeylerden biri kendimize gülmek-kendimizle dalga geçmektir. Her koşul altında kendilerine, yaptıklarına, düşündüklerine, yargılarına içtenlikle gülebilenler, kendilerine verdikleri öneme bir şey yapıyorlardır zaten :))</p>]]></description>
			<author><![CDATA[null@example.com (Karga)]]></author>
			<pubDate>Mon, 25 May 2020 10:19:03 +0000</pubDate>
			<guid>https://www.sessizbilgi.com/topic/289/kendimize-gulebilmek/new/posts/</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kendini önemsemeyi bırakmak]]></title>
			<link>https://www.sessizbilgi.com/topic/287/kendini-onemsemeyi-birakmak/new/posts/</link>
			<description><![CDATA[<p>Don Juan, Castaneda&#039;ya her fırsatta ona göstermekte olduğu şeyin, başka şeylermiş gibi görünmesine rağmen, basitçe bir ifadeyle enerji tasarrufu olduğunu söyler. Enerjimizin çok büyük miktarını kendimize verdiğimiz önemi ayakta tutabilmek için kullanırız. Bunun sonucu olarak dünyayı bir büyücü gibi algılamak için gereken enerjiden yoksun kalırız. Bir savaşçı bunun farkındadır ve bulabildiği her yolla kendine verdiği önemin üstesinden gelmeye çalışır.</p><p>&quot;Sen kendini dünyanın en önemli şeyi sandığın sürece seni saran bu dünyayı layıkıyla anlayamazsın. At gözlüğü takılmış bi at gibisin sen, kendinden başka hiçbi şeyi görmüyorsun.&quot;</p>]]></description>
			<author><![CDATA[null@example.com (Karga)]]></author>
			<pubDate>Sat, 23 May 2020 15:29:56 +0000</pubDate>
			<guid>https://www.sessizbilgi.com/topic/287/kendini-onemsemeyi-birakmak/new/posts/</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
