1

Konu: Uygulamalar ve pratikte karşılaşılan sorunlar

Aslında beklentim, yaptığımız uygulamalarla ilgili karşılaştığımız sorunlara yarattığımız çözümleri paylaşmak. Neyse biraz ben başlayayım, devamı gelir umarım


Kişisel tarihin silinmesi.

Pas deme seçeneği olsaydı, ben bu aşama için pas derdim. Silinmiyor. Herhangi biri SSK numaramdan şimdiye kadar çalıştığım iş yerleri özel araştırmalara girmeden bile bulabilir (nihayet devlet biraz kişisel gizlilik tanıdı bize de, e-sifre’yi çıkardı) , kredi kartım, cep telefonum, her resmi kuruma verdiğim ikametgahım, adli sicil kaydım, diplomalarım püfff mümkün değil. Türkiye sokak köpeklerini bile kulaklarına taktığı küpeyle fişliyor-takip ediyor, bu tarih nasıl silinecek.

Kişisel tarihimin resmi kısımlarını bir kenara bıraksam bile, eskiden beri tanıdığım insanlar, ailem… ? Sorularıma bir yerden yanıt gelmeyince uygun olduğunu düşündüğüm çözümlerle başlayayım dedim.


Şimdiye kadar konuştuğum yeter, daha fazla konuşmayayım.

Ne konuşuyormuşum arkadaşlarımla, tıkanıp kaldım konuşacak bir şey bulamıyorum. Sahi siz ne konuşuyorsunuz arkadaşlarınızla, olanlardan, görüşmediğiniz zamanda yaşadıklarınızdan, ailenizden, sorunlardan, keyiflerinizden bahsetmeyince ne konuşuyorsunuz. En sık kurduğum cümlelerden biri; “bildiğin gibi iş – ev falan, ee sen naptın?” Bir süre zorlasa da sonra fark ettim ki aslında çok da dinlemiyormuş insanlar, bir sohbetin özü anlatacaklarını dinleyecek herhangi birini bulunmasıymış. Dinlediğim sürece oldukça rahatım.

Yeni tanıştığım insanlarla ise çok daha zor. Temel replik, nerelisin, ne iş yapıyorsun, nerde yaşıyorsun bla bla. Aslında tanışma anında sorulan sorulara verilen cevapların çok bir önemi yok, birçok insan birkaç tekrar olmadan hafızasına almıyor söylediklerinizi. Tekrar karşılaşmayacağım insanlarla oldukça yaratıcı olabiliyorum :) Tekrar karşılaşacağım insanlarla iletişim konusunda yuvarlak cevaplar vermek dışında yapılabilecek bir şey bulamadım henüz. Mümkün olduğunca az yeni insan en iyi seçenek olsa da bazen yeni insanların olması güzel de bir şey. Ama kişisel tarihin silinmesi gerekliliğini bilen biri bile, konuşma tıkanınca “ee anlat?” diyebiliyor. Anlat mı??!!! “ee kar geliyormuş diyorlar, dikkatli olmak lazım” İletişim zor iş…


Bazı temel kurallar oluşturdum; direkt sana sorulmamış hiçbir soruya cevap verme, sorudan kaçınabiliyorsan duymamazlıktan gel, gereğinden fazla ayrıntı anlatma, farklı konulardan dolayı tanıdığın insanları birbirleriyle tanıştırma.


Yetiyor mu, mümkün değil, zaman geçiyor az konuştuğun insanla bile ortak bir şey paylaşılmış, kısa bir tarih yaratmışsın bile. Bir de alışkanlıklar var tabii, birlikte olmaktan ve paylaşmaktan keyif aldığım insanlar, onlarla bile-isteye yaptıklarım, hayatına girmek istediklerim... Sorma bana bir şey, sen de anlatma “şimdi ve burada” desem birine hangi suçtan kaçtığımı düşünmez mi?


Aslında bunu yazmak konusunda bile düşündüm, hani gereksiz ayrıntı vermeyecektim? Basit bir alışveriş peşindeyim, ver – al.

Cvp: Uygulamalar ve pratikte karşılaşılan sorunlar

Eski yorumlardan alıntılar.

En zor konulardan birisidir evet. Ama şu var, var olan normal kimliğini devam ettirip aslında başka kimliklerle de yaşayabilirsin. Carlos Castanedanın veya Don Juanın , Castaneda veya Don Juan olarak bir çok bilgisine ulaşılabilirdi. Ama Isodoro Baltazar, Mariano Arielli (Veya başka bir şeydi üşendim şimdi bakmaya) gibi bir sürü kimlikleri vardı. Bir kimlik yaratıp o kişiliğe bürünülemez mi zamanla? Mesela bizi bir şehirde o kimlikte tanısınlar. Farklı özelliklerde olalım, farklı bir geçmiş yaşamış olalım, farklı alışkanlıklarımız olsun. Oluşturulamaz mı böyle ortamlar?

Kimlik yaratmak ve bunu devam ettirmek büyük enerji gerektiriyor. Yaşam alanım içinde tanıdığım bir insanla başka kimlikte iletişim nispeten kolay olsa da, bu kurgulanmış kimliği kalabalık bir grupta yaşatmak çok büyük enerji isteyen bir durum. (kontrol edilmesi gereken daha fazla insan dikkati nedeniyle)

Ayrıca kişisel tarihin silinmesi için farklı kimlikler yaratmanın bir çözüm olduğundan emin değilim. Kişisel tarihi niye siliyoruz?

Bir etiket arayışına girmek zor. Denildiği gibi; kendi tarihini silmek, var olanı yok saymak da zor. Aslında bakınca herkes olası bir alışkanlığı sürdürüyor. Basit, zararsız, yazı da bunu güzel betimlemiş. Aslolan dışarıya gösterilen kimlik değil de içte kim olup, hangi olumlama üzerinde takılı kaldığımızdır bence. Yani diğerlerinin bildiği, bilmesi gerektiği yada anlattığımız binlerce gereksiz hikaye, olan durum seni tanımlıyorsa başkası olmak için zorlanmak ya da kendini zorlamak...

Don Juan, Carlos'un zil çalmışçasına kendine şartlandırdığı hayatı sorguluyordu sanırsam. Şartlı reflekslerinin oluşumunu ve bu zincirin farkında olunması ve kırılması gerektiğini... Farkında olmakla zamandan çıkmak farklıdır bana göre. Vesselam

Kişisel tarih bildiğim kadarıyla geçmişimiz değil, geçmişimize olan bakış açımızdır. Geçmişi silmek veya belli etmemek, kimseyle paylaşmamak kişisel tarihimizi silmez. Bizim geçmişimize ne kadar ait olduğumuzdur kişisel tarih.


Yoksa sen istediğin kadar geçmişini unut veya kimseye anlatma, farklı kimliklerle dolaş falan. Şu an ki davranışlarını geçmişin belirliyorsa -ki çoğumuzun öyledir- kişisel tarihini silememişsin demektir.


Ha tabi başkaları ile paylaşmamak elbette bileşim noktasının üstündeki baskıyı azaltmak açısından yararlıdır.

Tamamen katılıyorum, kendi tarafından olan sahiplenmeyi bıraktıktan sonra (veya bırakmaya çalışırken) başkalarının üzerine yapıştırdığı etiketlerden-etkilerden de kaçınmak lazım.

Bence de çok zor. Kendimi etiketlemediğimi düşündüğüm zamanlarda bile davranışlarımın benzer olduğunu görüyorum. Yani ben etiketlemesem bile başkaları beni kolayca etiketleyebilir.

Birine nereli olduğunuzu söylediğinizde size daha samimi - daha soğuk vs davranmaya başlayabiliyor, okunan gazetenin bile kimi zaman buna benzer etkileri olabiliyor

Dün kendiliğinden gelişen bi yapmama uygulaması yaptım.Evin banyosunun küçük bir havalandırma penceresi var jaluzi gibi ve o gün kapalı konumdaydı.Işık açılmadığı zaman hiç bir yerden ışık sızıntısı yok zifiri karanlık oluyor. Banyo 2x3 boyutlarında. Ben hiç planlamadığım halde ışığı açmadan banyoya girdim kapıyı kapattım ve sonra tensegritynin ilk oniki dizisini uyguladım sonra çok hoşuma gitti -karanlığı kullanıyorum ya- kendi etrafımda bir kaç kez döndüm. Sonra başlagıç konumumda olduğumu varsayarak dışarı çıkmak için kapıya elimi uzattım kapı olması gereken yerde değil, elimi biraz daha uzattım kapı yok zifiri karanlık hiç bir yeri tahmin edemiyorum yön duygum kayboldu. Biraz daha uzandım ve derine gidiyormuşum gibi bir hisse kapıldım ve panikledim çıkış yolunu bulamayacaktım hiç böylesi bi çözümsüzlük hissi yaşamadım.6 m2 de kayboldum:) Sonra elimi sağa sola savurdum ve elim kabine çarptı ilk konumuma 90 derecelik bir açıyla durmuşum sonra kabinden lavabonun yerini tespit ettim lavaboyu referans alarak kapıyı buldum ama dizlerimin bağı çözüldü değişik bir korku yaşadım. Her gün birleşim noktamın oynaması için niyetleniyordum, niyetimin bi armağanıydı herhalde:)

Şaşı bakma yöntemi ile kendi yerini bulan varmı?

dün karganın tavsiyeyle 3. kitaba başladım. bir çok şey tanıdık, yazılan şeyleri önceden bildiğimi ve kimilerinin benzerlerini farklı senaryolarla yaşamış olduğumu seziyorum okudukça.


şaşı bakmayı biliyorum. ixtlanda bahsediyordu dün okudum. çift görme olarak bahsediyordu. bazen uzun süre dalıp giderim ve çift görürüm o anlarda. bu çok uzun süredir yaptığım bir şey ama tam olarak ne zaman nasıl niye başladığını bilmiyorum. hatta o anlarda düşünüyor muyum ne yapıyorum onu da farketmemişim. dün de merak edip aldım elime telefonu o bakışı yaparken foto çektim, gözler dışardan gerçekten şaşı yapmışsın gibi görünmüyor. ve öyle bakmaya devam ettikçe 2. görüntü de gittikçe netleşiyor. başta bulanık gibi.. baktıkça 2 görüntü birbirinden uzaklaşıyor ve uzaklaşma izlediğim kadarıyla bir andan sonra devam etmiyor. bu bakışı bilinçli olarak gözlemliyorum şimdilik. yer bulma konusunda da deneyeceğim. bazen yapamıyorum ama bakışı. sizde de bu şekilde mi şaşı bakma (çift görme)? bulanık bakma var bir de.. kitaplarda yazıyor mu?

birde sabit bakma ilk 4 kitapta varsa nerede geçiyor?

Epeydir okuma yapmadim ama yanlis hatirlamiyorsam ilk defa 5.kitapta bu terim geciyor , kizlar bahsediyorlar .

Burda bu sessizlikte online karsilasmanin da ayri bir sakin heyecani var .

henüz pratik mratik yaptığım yok. özetleme de yapmadım hiç. kitapların %1i okundu. bitermi onca kitap onca özet. onca düşünceden çıkılır mı? peki ya bu umutsuzluk? hadi hepsini yaptım diyelim..... ya şuan delirmişsem? ya seziyorum, eminim diye gezindiğim her şey deliliğimin ispatıysa? içimde gollum var sanki. eminim kıymetlimisssss. haayııır delirdin sen kıymetlimis hala yookkk


bu evin neresinde yapayım özetleme erk yok bişey yok. taş duvar

aklımın karışık olması ve beklenti kadar hiçbişeyden nefret etmedim!

sıkıntı doluyum kıymetlimisss

Sıkılıyorsan kitap düzenleyebilirsin :)

Zaten kimsenin senin için yapabileceği bir şey yok. Kendini, şeytanın yüzünü görmeye hazırlasan iyi olur, çünkü hiç zamanımız yok.

düzenlerim. ama niye yapıyoruz? taisha büyü geçişleri 2. kitap var mı, onu yazayım buraya

Onun bir tane kitabını biliyorum, Buradan indirebilirsin;


https://disk.yandex.com.tr/public/?hash … qxDKN/4%3D

büyü geçişlerinin devamı yok sanırım, onu okudum. şimdi yazmak istemiyorum bu yüzden. ixtlan yolculuğunu yazayım mı?

Olur, ona başlayan yok.

rumana arkadaşım, kitabı önce indirip yazıları kopyalayarak düzenleyebilirsin. En baştan yazmana gerek yok, yine de sen bilirsin.

ya ixtlan yazılmış benim gördüğüm. arada eksik bölümde yok heralde. ama onu okumak istiyodum birazını okumuştum. sen bana şu kitaptanda başlasan olur dediğin yazılmamış bişey varsa söyle onu hem okuyup hem kopyalıyım. benim içinde iyi olur

Orda yazılanlar özet. Kitabın tamamı değil. Ixtlan Yolculuğudan başlayabilirsin.

şunu düşünüyorum 1 süredir: bazı anlarda olan bir şey bu bana. sanki bişey üstüme çöküp bütün enerjimi sömürüyomuş gibi kötü hissederdim bi anda. sanki ruhum çekilmiş gibi. o anlarda yada biraz içim daralacak gibi olsa hep derin bi nefes alıp hızlıca veririm. içi daralmış insanın nefes alıp vermesi işte, bilirsiniz belki. hınhhh diye bir ses çıkıyor hatta o nefesi verirken. acaba bu yaptığım şey bilinçsiz bi özetleme gibi bişey miymiş diye düşünüyorum şimdi. geçerdi de hemen o ruh hali. gerçi bilinçsiz özetleme olur mu bilmiyorum... mesela en kötü diyebileceğim anımın bile beni düşündüğümde pek etkilememesini bu bilinçsiz yaptığım şeye bağlamak mantıksız gelmiyor şimdi düşününce eğer bu özetleme gibi bi şeyse. bu sıkıntı anlarımın tam bir iç daralması, bütün enerjimin çekilmesi ya da basit bir darlanma hissi olması mühim değil. içim daraldıkça ya da işte durup dururken bunu yapıyor olduğumu farkettim. başkalarında da gözlemlemiştim bu arada bu nefes şeklini. garipsedim bu bağın olabilitesini farkedince.

Evet dediğin gibi işliyor sistem. Benzer çok. Aslında insanlığın deneyimleri birleşiyor çoğu noktada. Ooof of demek. Püff, uff vs tarzı nefes veya ahh, ohh şeklinde rahatlama nefesleri yüzyıllarca birikmiş kültürün ve bilginin nefes alma biçimleri.

rüyalarımda belli bi sınırı aşınca bende isteksizlik oluyo.aman ya boşver ya da sonra da hallederim gibi bi ruh haline giriyorum.uyandıktan sonrası bi klasik olarak uyku felci hali.

Aşılan sınır mı, yoksa zaman mı?

Yani, rüya görmenin çok uzun sürdüğü hissine kapılıp sıkılıyor musun? Ya da aştığın sınır nedir?

slhak erk öykülerini düzenliyor musun?

devam etmiyosan ben düzenleyebilirim, sırayla okuyorum ya.

Bölüm 1 bitti, onu yükledim zaten. İkinci bölüme henüz başlamadım.

kopyalama yazıyı okurken enerjisi daha farklı geldi sanki. kendim kopyalayıp düzenlerken daha duru ve net ama kopyalanmış yazıyı okurken daha derin karmaşık ve anlamadığım kaçırdığım bişeyler var hissi.... satır aralarını, çoğu şeyi kaçırıyomuş hissine kapıldım. bu kitapları defalarca okumam gerektiğini anladım bide böylece

kopyalama yazıyı okurken enerjisi daha farklı geldi sanki. kendim kopyalayıp düzenlerken daha duru ve net ama kopyalanmış yazıyı okurken daha derin karmaşık ve anlamadığım kaçırdığım bişeyler var hissi.... satır aralarını, çoğu şeyi kaçırıyomuş hissine kapıldım. bu kitapları defalarca okumam gerektiğini anladım bide böylece

Kaç defalarca :) ?

Kitapları 20-30 kere okuyanlarda yok değil. Bende 15'den sonra saymayı bıraktım :).

Normal bir durum aslında. Çünkü normal kitap gibi okuyayım bitireyim demek elde değil. Çünkü bazı durumları algılayacak enerjimiz yok. Kitapları tekrar okuyunca bir öncekine göre daha farklı algılıyorum, görmediğim yerler görünür hale geliyor. Ama tekrar okuyacağımı düşünerek okumadım hiç. Bu kendiliğinden oluşan bir durum. Belki bu son olur :)

aslında oturup 1 kere yazsak ya tüm kitapları:=)

ya da ezberlesek hatim misali:))))

Belki ileride farklı kayıt yöntemleri çıkar. Eski büyücüler heykellerle, yapıtlarla yapmışlar bu işi.

Belki ileride görüntülü flimler çıkar. Böylece bilinmeyeni anlatabilecek animasyonlar oluşturulabilir. Tabii tin bir flim yapımcısını seçerse olabilir :)

Ama asıl önemli olan birşeylerle kayıtetmek değil. Birleşim noktasıyla tekrar anımsamak. Yani Genaro'nun parmakla yazma yöntemi. Böylece yanımızda taşıyacağımız birsürü kitap, flim, heykel olmaz.

özümsemek esas nokta. şimdilik tekrar okumalardan başka çare yok dediğin gibi. okuyup bitirme yanılsamasındaydım başta. şu sıra bazı bölümlerde dönüp dönüp aynı bölümü okumak istiyorum. bazı yerlerde 1 cümleyi özümsemek bile yıllar alır. şu durumda da düşkünlüğümü görüyorum. anlamaya değil de özümsemeye düşkünlük, acelecilik..... bunları gördüğümde de hissettiğim kendini ciddiye alma. ve hatta bunu da farketmenin yarattığı kendini önemseme. sanki sonsuz 1 sarmal. önemsemeden önemsemek. don juan harika ifade ediyor. söylediği her şey başka şeylere ilaç gibi.